KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2831 E., 2010/4048 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2008 tarih ve 2008/50 - 2008/518 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ortağı olduğu dava dışı kooperatifin arsalarını yıllar önce anasözleşme hükümleri gereğince ortaklarına dağıttığını, kooperatifin konut yapıp ortaklara tahsi etme amacının kalmadığını, 2003 yılında anasözleşmede süresi biten kooperatifin süresinin otuz yıl daha uzatılmasına ilişkin ön izin istendiğini,davalı tarafından verilen ön izin süresinin yasa hükümlerine aykırı ve ortakların zararına olduğunu ileri sürerek, sürenin 30 yıl daha uzatılmasına ilişkin davalı işleminin iptali, kooperatifin tasfiye sürecine girmesinin sağlanası ve süre uzatımı nedeniyle uğradığı 3.000.00 YTL.zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir..
Davalı temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın 1163 sayılı Kanun'dan kaynaklanması nedeni ile adli yargı mahkemelerinin görevli bulunduğu, ana sözleşmenin değişiklikleri de kuruluştaki usullere bağlı olduğu, anılan yasanın 3/2 maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın ana sözleşmenin kanunun ihtiyari hükümlerden ayrıldığını ileri sürerek izin vermekten kaçınamayacağı, bu nedenle değişikliğe ön izin vermesi mahiyetindeki işleminden dolayı hukuken sorumlu olmayacağı, kaldı ki 06.07.2003 tarihli genel kurul toplantısında süre uzatımına ilişkin olarak oybirliği ile karar verildiği,
ancak dava dışı kooperatif adına kayıtlı bulunan arsaların kura ile ortaklara dağıtıldığı, ana sözleşmenin 6. maddesine göre ortaklarına konut yaptırma amacının ortadan kalktığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının süre uzatımı işleminin iptaline,davacının fazlaya ilişkin ve maddi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1-Dava, anasözleşmede süresi biten dava dışı kooperatifin süresinin otuz yıl daha uzatılmasına ilişkin davalı tarafından verilen ön izne ilişkin işleminin iptali, bu isteme bağlı olarak, kooperatifin tasfiye sürecine girmesinin sağlanması ve süre uzatımı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, her ne kadar uyuşmazlığın 1163 sayılı Kanun'dan kaynaklanması nedeni ile adli yargı mahkemelerinin görevli bulunduğu sonuca varılmış ise de, davalı tarafından verilen ön izin işleminin idari bir işlem olduğu kuşkusuzdur.
Bu bağlamda, anasözleşme değişikiliğinin Kooperatifler Kanunu'na uygun olup olmadığını denetlemek ve sonucuna göre izin vermek yada vermemek Bakanlık yetkisisi içindedir. Gerek izin isteminin reddi kararı, gerekse kabulü yönündeki karar idari bir karar olmasına göre ön izin işleminin iptaline yönelik davada genel mahkemeler değil idari yargının görevli olduğunu kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davanın yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davalı temsilcisinin diğer, davacının ise tüm temyiz itirazlarının incelenemsine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2831, K. 2010/4048, 12 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama