KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2847 E., 2010/3072 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
775 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Foça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2006 tarih ve 2004/185-2006/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife 15.03.1999 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortak olduğunu, İzmir İli Foça İlçesi' nde bulunan taşınmazı hakkında Foça Belediye Başkanlığı' nın 07.12.1999 tarihli encümen kararı ile bu payın kadastro harici ve mülkiyetten terkedilmiş yere isabet ettiğinden davalı kooperatifçe imar planı tadilatı yapıldıktan sonra yapı ruhsatı verilebileceğinin kararlaştırıldığını, davalı kooperatifçe imar planında gerekli değişiklikler yapılmadığı için müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek,
şimdilik (13.000.000.000) TL maddi ve (2.000.000.000) TL.manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, taşınmazı hakkında inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda gerekli işlemlerin kooperatif adına yapılması için müvekkiline yetki verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı kooperatifin gerekli resmi işlemleri yapma edimini yerine getirmediği için davacıya ait konutta hiçbir tadilat yapılamadığı ve ruhsat alınamadığı, ancak davacının manevi zararının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının konutunu satın alma tarihinden itibaren malzeme ve işçilik giderleri ile yapı kullanma ruhsatı ve tapu işlemleri yönünden uğradığı zarara karşılık (7.000) YTL,
hafta sonu tatilleri ile yıllık izinlerinde otelde konaklamak zorunda kalması nedeniyle (6.000) YTL.olmak üzere toplam (13.000) YTL.maddi tazminatın dava tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacıya taşınmazının inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması işlemlerini kooperatif adına ve masrafları kooperatiften tahsili suretiyle yapması için yetki verilmesine, manevi tazminat talebinin redidne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif ile Davacı ortağı arasındaki 1163 sayılı Koop. K.’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ile dava dilekçesinde belirtilen konularda davacı ortağa yetki verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemenin uyuşmazlığın alım satım sözleşmesinden kaynaklandığına dair kabulü doğru değildir.
Bu türden uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme HUMK.’nun 17/2. maddesine göre belirlenir. Anılan hüküm kamu düzeni ile ilgili olup, kooperatif ile ortakları arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Bu yetki kuralları dava şartıdır. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re’sen nazara alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı kooperatifin anasözleşmesinde merkezinin Kırıkkale’de olduğu yazılıdır. Ancak dosyaya sunulan 21.05.2004 tarihli imza sirkülerinde davalı kooperatifin merkezinin Kırıkkale’de, 09.09.2005 tarihli imza sirkülerinde ise Foça’da olduğu belirtilmiştir. Dava ise 21.10.2004 tarihinde açılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle dava tarihi itibariyle davalı kooperatifin ikamet yerinin neresi olduğunun tespit edilmesi suretiyle mahkemenin yetkisi hususunun açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
2- Yine mahkemece öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer konu da davacıya tahsis edilen taşınmazın hukuki niteliğinin ne olduğudur. Zira bu hususun tespiti davacının tüm talepleri yönünden hayati önemi haizdir. 04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak görevi mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Diğer bir deyişle maddi vakıaları bildirmek görevi taraflara, hukuki tavsif ise hakime aittir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıya tahsis edilen taşınmazın yasal durumu, özel mülkiyete konu teşkil edebilecek yerlerden olup olmadığı, sonradan çıkarılan kanunlarla imar planına dahil edilip edilmediği, edilmiş olsa bile bu durumun davacıya başlangıçtan itibaren dava dilekçesinde belirttiği konularda talep hakkı verip vermeyeceği hususları tek tek incelenip tespit edilmeli ve karar yerinde değerlendirilmelidir. Mahkemece bu yönler açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
3- Kabul şekli bakımından da davacının ancak konutundan yararlanamaması nedeniyle uğradığı zararları (örneğin kira kaybı gibi) kooperatiften isteyebileceği, anılan nedenle tatil zamanlarında otelde konaklamak zorunda kalmasından kaynaklanan zararı gibi ikame masraflarını talep edemeyeceği gözetilerek, mahkemece davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine bu türden bir uyuşmazlıkta davacının masraflarının kooperatiften tahsili suretiyle kendisine inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda yetki verilmesini isteyebilmesi de mümkün olmayıp, mahkemece davacının anılan talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda açıklanan bozma sebep ve şekline göre, davalı kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2847, K. 2010/3072, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama