KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2856 E., 2010/2862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2007/638 - 2008/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı kooperatife 11.04.2001 tarihinde ortak olduğunu, daire aldığını, her ay aidatlarını ödediğini, davacının aidatları ödeme güçlüğü çekmesi nedeni ile çıkma talebinde bulunduğunu, toplam 21.400 TL ödemede bulunduğunu, kendisine davalı kooperatif tarafından 11.05.2006 tarihinde 4.000 TL çek ile ödemede bulunduğunu, kalan alacağın 17.400 TL olduğunu, davalı hakkında icra takibi yaptığını, takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, takibin iptaline, muacceliyet tarihi olan 11.05.2006 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi uygulanmasına, yüzde 40 icra inkar tazminatının davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ortak olduğu dönemde 10.800 TL ödeme yaptığını, kendisine makbuz karşılığında 4.000 TL elden ve 4.000 TL çek ile toplam 8.000 TL ödeme yapıldığını, davacının kalan alacağının 2.800 TL olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının 11.04.2001 tarihinde kooperatife ortak olduğu, davacının toplam 18.000 TL ödeme yaptığını, bunun 4.000 TL kısmının kendisine çek ile ödendiği, kalan alacağın 14.000 TL olduğu, alacağın 2006 yılı bilançosunun onaylandığı 2007 yılı genel kurulundan 1 ay sonra 31.12.2006 tarihinde muaccel hale geldiği, davalı tarafından ödendiği iddia edilen 4.000 TL'nın çek tevdi bordosunun dosyaya sunulmadığı, ticari defterle ispatlanmadığı, ikinci 4.000 TL ödemenin yapıldığı savunmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, takibin 14.000 TL asıl alacak ve 437,50 TL faiz üzerinden devamına, yüzde 40 icra inkar tazminatının alınmasına, kanıtlanamayan aşan işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ortaklıktan ayrılma nedeniyle kooperatife ödenen aidatların ödenmesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK'nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan 17.400 YTL asıl alacak miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararda ise 14.000 YTL asıl alacak üzerinden takibin devamı yönünde hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2856, K. 2010/2862, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama