KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2886 E., 2010/3147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/07/2008 tarih ve 10/07/2008 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif tarafından usülsüz ihtarnamelere dayanılarak müvekkilinin ortaklıktan ihraç edilmesine karar verildiğini, bu kararın haksız olduğunu, ihtarlarda ödenmesi istenen ana para ve faizin ayrıntılı olarak gösterilmediğini, 2. ihtarda 1 ay yerine 30 günlük süre verilmesinin de eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, ihraç kararının ihraç edilecek ortaklara maktu olarak gönderildiğini ileri sürerek, ortaklıktan ihraca ilişkin 19/12/2006 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1. ihtarname ile istenen belgeleri tamamlamadığını ve ihtarnamede belirtilerek ekinde ayrıntıları ile gösterilen ortaklık aidatını ödemediğini, 2. ihtarnamede verilen 30 günlük sürenin anasözleşmede yer aldığını, davacıya gönderilen her iki ihtarnamenin kanuna ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, ihtarnamelerde davacı ortağın kooperatife olan gecikme faizine ilişkin borcun ayrıntılı olarak gösterilmediği, 1. ihtarda verilen 10 günlük sürenin kısa olduğu, 2. ihtarda 1 aylık süre yerine 30 günlük süre verildiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı kooperatifçe davacının iki nedene dayanılarak ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerden ilki davacının anasözleşmenin 10. maddesinde belirtilen belgeleri ihraç kararının dayandığı iki ihtarda verilen sürelere rağmen temin edememesi olup, davacı tarafından ilk ihtardan sonra anılan belgelerin davalı kooperatife 02/10/2006 tarihinde noter aracılığıyla gönderildiği kanıtlanmıştır.
Bu durumda davalı kooperatifçe hangi belgelerin eksik olduğu belirtilmeden ikinci ihtarnamenin keşide edilmesi suretiyle davacının ihraç edilmesi haksız olmuştur. Dolayısıyla mahkemece ihtarnamelerde verilen sürelerin yetersiz olduğu gerekçesiyle ihraç kararının haksız sayılması yerinde değilse de mahkemenin bu kabulü, yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğrudur.
Ancak davacının ihracının dayandığı ikinci neden, aidat ve gecikme faizi borcunun süresinde ödenmemesidir.
Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalı kooperatifçe keşide edilen ihtarnamelere ekli listelerde talep edilen aidat ve gecikme faizi alacağının, hangi genel kurul kararlarıyla belirlendiğinin açıklanmadığından ihtarnamelerin usulsüz olduğu bildirilmişse de, anılan listelerde aidat ve gecikme faizi alacaklarının tek tek hangi aylara ait olduğu belirtilmiştir.
Ancak davacı tarafından da bu rakamların ve hesaplamanın hatalı olduğu konusunda ayrıntılı itirazlar ileri sürülmüştür.
O halde mahkemece anılan ihtarnamelere ekli listelerde belirtilen aidat ve gecikme faizi taleplerinin dayandığı genel kurul kararlarının tamamının getirtilerek, davalı kooperatif talebinin miktar açısından doğru olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilmesi ve miktarda bir farklılık varsa bunun ihraç kararını geçersiz kılıp kılmayacağının değerlendirilmesi gereklidir.Yine Kooperatifler Kanunu’nun 27. maddesinde ortağa gönderilecek 2. ihtarda bir aylık süre verilmesi gerektiği ve bu sürenin ortağın aleyhine olacak bir şekilde değiştirilemeyeceği belirtilmiş ise de ortağın lehine olacak veya aynı sonucu doğuracak bir sürenin
verilmesi halinde, bir ay ibaresi kullanılmasa bile o ihtarın usulsüzlüğünden bahsedilemez. Somut olayda da davacıya gönderilen ikinci ihtarda 30 günlük ödeme süresi tanınmış ise de bu ihtarname davacıya 08.11.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla ihtarnamenin tebliğ edildiği ay dikkate alınırsa bu yönde bir usulsüzlükten de söz edilemez.
Ayrıca, davacı tarafından ihraç kararının dayanağı olarak keşide edilen ilk ihtardan sonra kısmi ödemede bulunulduğu ileri sürülmüş olup, mahkemece bu iddianın doğru olup olmadığı, bir ödeme varsa bu ödeme miktarının ikinci ihtarda gösterilip gösterilmediği de incelenmemiştir. Oysa ortağa gönderilen ilk ihtardan sonra ödeme yapılmış ise bu ödemenin ikinci ihtarda borçtan indirilmesi ve ondan sonra ikinci ihtarın gönderilmesi gerekir. Aksi halde ikinci ihtar geçersizdir ve bu ihtara dayanılarak ihraç kararı verilemez.
Bu durum karşısında mahkemece, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2886, K. 2010/3147, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama