KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2900 E., 2010/3764 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Diyarbakır Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2007/359-2008/372 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, 2007 yılı olağan genel kurulunun 23.5.2007 tarihinde yeterli çoğunluk sağlanmadığından 07.06.2007 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin ortak olmadıkları, ortaklıklarının düşürüldüğü gerekçesiyle genel kurula alınmadıklarını ve oy kullanamadıklarını, ortaklıktan çıkarılmanın yönetim kurulunun teklifi ve genel kurulun kararı ile mümkün olduğunu, ihraç edildiklerine dair tebligat yapılmadığını, anasözleşmenin 86. maddesine göre yönetim ve denetim kurularının görev süresi 1 yıl olmasına rağmen 3 yıl için seçildiğini,
3337 ortaktan 2550 ortağın ortaklığına yasal olmayan yollarla son verilip 795 ortakla genel kurul yapıldığını, genel kurulda alınan tüm kararların yasa, tüzük ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, 06.07.2007 tarihli genel kurulun ve genel kurulda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurulda alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olduğunu, davacıların ortaklık sıfatı bulunmadığı için iptal davası açma hakları bulunmadığını, ortak olduklarını gösteren bilgi ve belge bulunmadığını, çağrıda usulsüzlük veya haksız bir şekilde toplantıya alınmamanın genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirmediğini, iptal için alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de usulüne uygun tebligat yapılmadığı, yasada öngörülen prosedürün tamamlanmadığı, davacıların genel kurul tarihinde ortaklıklarının devam ettiği, kooperatif ortaklarının genel kurula çağrı usullerinin, kooperatifin 06.07.2007 tarihli yapılan genel kurulunda alınan kararların kooperatifler yasası ve anasözleşmeye aykırı olduğu, genel kurulun kanunda öngörülen sürelere uyulmadan çağrıldığı,
usulsüz çağrılarak yapılan genel kurulda alınan kararların 1163 sayılı Yasa ve anasözleşmede belirtilen düzenlemelere aykırı olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi genel kurul kararlarının yasada ve tüzükte öngörülen kurallar dikkate alınmadan, hakkaniyete aykırı alındığı gerekçesiyle davacılar ... ve ...'ün davalarının feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının kabulü ile 07.06.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacıların başlangıçta kooperatif ortağı oldukları çekişmesiz olup, ihraç edildiklerinin de kooperatifçe kanıtlanamamış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dava genel kurulda alınan kararların iptaline ilişkin olup, 1163 sayılı Yasa’nın 53. maddesi hükmüne göre, çağrıdaki usulsüzlük sadece ortaklara dava hakkı verir. Alınan kararın iptali için ayrıca yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanması gerekir.
Dava konusu genel kurulda divan heyetine denetçinin seçilmesi (divan heyetine seçilenlerin denetçi olmadığı anlaşılmaktadır) tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağı gibi, birinci toplantı tarihi ile ikinci toplantı tarihi arasında 15 günlük süreye uyulmaması da yine kararların iptali sonucunu doğurmaz.
Ayrıca, davada davalı taraf anasözleşmede değişiklik yapılarak yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 3 yıla çıkarıldığını savunduğu halde mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadan bu hususta alınan kararın iptali cihetine gidilmesi de doğru olmamıştır. Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle genel kurulun iptali doğru değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2900, K. 2010/3764, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama