KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2930 E., 2011/14311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.02.2010 tarih ve 2009/106 - 2010/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "TOKAÇ" ibareli markasını 30,35 ve 43. sınıflarda 2003 yılında, 06. sınıfta 2006 yılında tescil ettirdiğini, davalının da 06,35. sınıflarda "ETOKAÇ" ibareli markayı tescil ettirdiğini, davalı markasında sadece "E" harfinin farklı olduğunu, bu durumun iltibasa yol açtığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğünü, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili markasının iltibasa yol açmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, "TOKAÇ" ibareli markanın 30, 35 ve 43. emtia sınıfında 22.12.2003 tarihinden itibaren, 06 emtia sınıfında 20.06.2006 tarihinden itibaren davacı adına, "ETOKAÇ" ibareli markanın da 06, 35 emtia sınıfında 23.03.2007 tarihinden itibaren davalı adına tescil edilmiş olduğu, taraf markalarının aynı sınıflarda olduğu, tek farkın davalı markasının başında bulunan "E" harfi olduğu, davacı markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı markasının davalının ön adının ilk harfi ile soyadından oluştuğu, davalı markasında ayırt edici eklerin alınmadığı,
davalıya ait fotoğraflar ve ticari evraktan davalı markasının tescil edildiği şekilde kullanılmadığı, davalının "E" harfini ayırarak "TOKAÇ" sözcüğünü müstakil bir sözcükmüş gibi kullandığı ve davacı şirketle ilgi kurmayı amaçladığı izlenimi doğduğu, bu durumun dürüstlük kurallarına uygun olmadığı gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün ilanı isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Zira, mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır. Anılan KHK'de, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye hükümsüzlük ile ilgili beşinci kısımda yer verilmemiş olup, mahkemece bu yön gözden kaçırılmıştır.
Bu durumda, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2930, K. 2011/14311, 24 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama