KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/301 E., 2010/761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
690 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2007 tarih ve 2007/28 - 2007/2107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların işleten ve sürücüsü bulunduğu aracın müvekkili nezdinde trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, sürücü davalı ...’ın alkollü kullanımında kazaya karıştığını, üçüncü kişinin aracının hasarından dolayı 5.000,00 YTL ödeme yapıldığını, araç maliki ...’ün davalılar aleyhine açtığı Eskişehir 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/1292 Esas, 2006/460 Karar sayılı dosyasında hasar bedelinin 4.760,26 YTL belirlendiği ve davalılardan taleple bağlı kalınarak 1.000,00 YTL’nın tahsiline karar verildiği,
tespit edilen araç hasarı dikkate alındığında müvekkilinin 239,74 YTL fazla ödeme yaptığını, araç malikine yapılan fazla ödemenin davalıların yaptığı ödeme ile birlikte 1.239,74 YTL olduğu, KDV bedeli düşüldüğünde dava dışı ...’den müvekkilinin 716,00 YTL alacaklı olduğunu, bu meblağın tahsili için ayrıca dava açıldığını, müvekkilinin ödediği bakiye 4.284,00 YTL’nın tahsili için yapılan takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına, 4.284,00 YTL’nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağa yasal faiz yürütülmesine,
asıl alacağın %40’dan az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, dava konusu aracı müvekkili ...’ın kullanmadığını, o alkollü olduğu için aracı babası ...’ın kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, hasar miktarının 4.400,00 YTL olarak belirlendiği, aracı davalı ... değil de babası ...’ın kullandığına dair savunmanın samimi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Eskişehir 3.İcra Müdürlüğü’nün 2006/11772 Esas sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın iptaline, takibin 4.400,00 YTL olarak devamına(davacı asıl alacak ve faiz olarak 5.878 YTL talep ettiğinden), fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın neden olduğu ve üçüncü kişiye ödenen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 4/2. maddesinde ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceğini hükme bağlanmıştır. O halde, davacı sigortacı, bu davayı ancak kendi akidine karşı açabilecektir. Oysa davalı ..., sigorta ettiren olmayıp, sözleşmenin de tarafı değildir. Zarara neden olduğu iddia edilen sigortalı aracın sürücüsü konumunda olduğu iddia edilmektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davalı sürücü hakkında açılan davanın pasif sıfat (husumet) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 4/d maddesi ve Dairemiz’in yerleşen uygulamasına göre, trafik sigortacısının kendi sigortalısına geri dönerek ödediği tazminatı talep edebilmesi, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması koşuluna bağlıdır. Dolayısıyla, sürücünün almış olduğu alkolün oranı sonuca etkili değildir. Böyle bir durumun ispatı ise sigortacıya düşer.
Bu durumda, aralarında nöroloji ve trafik konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyetine birlikte inceleme yaptırılıp, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece salt alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da rol oynayıp oynamadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.
Somut olayda anılan şekilde bilirkişi heyeti oluşturulmamış ve hükme esas alınan rapor hüküm vermeye elverişli değildir. Kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği tespit edilmemiştir. O halde, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği yönünde bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış, kararın davalı işleten yararına bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de dava dilekçesinde dava değeri 4.284,00 YTL olarak gösterilip harca esas değerin de aynı meğlağ olduğu ve buna göre harç yatırıldığı nazara alınmadan talep aşılarak 4.400,00 YTL üzerinden takibin devamına karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/301, K. 2010/761, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama