KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3366 E., 2010/9285 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2008 tarih ve 2006/314-2008/608 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ın müvekkili kooperatiften 9.000,00YTL kredi kullandığını, ilk taksit ve dönem faizlerini süresinde ödenmeyerek temerrüde düştüğünü, daha sonra kısmi ödemede bulunulduğunu, diğer davalıların kredi borcuna müştereken ve müteselsilen kefil olduklarını, ödememe sebebi ile davalılar aleyhinde başlatılan takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40'tan aşağı olmamak kaydı ile inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile yapılan görüşme sonunda borçların yeniden yapılandırılarak 6 taksite bağlandığını, Bursa 1.İcra Müdürlüğü'nün 2006/4482 ve 4483 sayılı iki dosyasına konu borç tutarının faizleri ile birlikte 15.271,90YTL olarak tespit edilip sabitlendiğini ve ilk taksit olan 2.545,32 YTL'nin ... tarafından ödendiğini, 30.04.2007 tarihi itibari ile toplam borcun faizleri ile birlikte 25.645,77YTL olarak tespit edildiğini, icra dosyalarında talep edilen asıl alacak miktarının faizleri ile birlikte toplam 40.847,00YTL olduğunu, aradaki fahiş farkın asıl alacak ve faizlerinin yanlış hesaplanmasından kaynaklandığını,
2006/4482 E.sayılı dosyaya konu olan borç için alınan 9.000,00YTL kredinin iki taksidinin ödenip geriye 7.500,00YTL'sinin kaldığını, ilk taksitlerin ödendiğini, bu durumda davanın konusunun kalmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyetle takip yapılması nedeni ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kooperatifin takip tarihi itibari ile talep edebileceği asıl alacak miktarının 8.576,62 YTL, işlemiş faiz miktarının 1.406,25YTL, sözleşme uyarınca istenebilecek akdi vekalet ücretinin ise 857,66 YTL olduğu, davacı kooperatifin takip talebinde asıl alacak olarak 8.348,75.-YTL ve sözleşme uyarınca talep edilen akdi vekalet ücreti olarak 834,88.-YTL talep edildiğinden davacı kooperatifin bu talebi ile bağlı kalınacağı, buna göre davacı kooperatifin takip tarihi itibari ile talep edebileceği toplam alacağın 10.589,88.-YTL olduğu,
borçlular tarafından takip tarihinden sonra davacı kooperatife yapılan bir kısım ödemeler sonucunda sadece 213,57.-YTL temerrüt faizi borcunun kaldığı, ancak icra takip tarihi itibari ile yapılan itirazların haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan dava takip edilmediğinden esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, İİK’nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için itirazın haksız olması yeterli olup borçlunun kötüniyetli olmasının gerekmemesine göre davacı vekilinin tüm, mahkemece aleyhlerine hüküm tesis edilen davalılardan ... ve ... vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, icradaki vekalet ücretinin İİK’nun 138/3. maddesine göre tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-Ayrıca kabule göre de, takipte mükerrer ücreti vekalet tahsiline imkan verecek şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3366, K. 2010/9285, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama