KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3451 E., 2010/6686 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
478 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 gün ve 2007/347-2008/51 sayılı kararı onayan Daire’nin 18.01.2010 gün ve 2008/9197-2010/403 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, davalı Bankanın Bursa Şubesinden gerek kendisi, gerekse vekilinin kendi nam ve hesabına kredi çekip, alınacak kredinin teminatını teşkil etmek üzere adına kayıtlı iki adet taşınmazın üzerinde banka lehine ipotek tesis etmesi konusunda dava dışı ... Çay'a vekaletname ile temsil yetkisi verdiğini, söz konusu vekaletname ile mümessili ...
Çay'ın şahsından başka, hiç bir şekilde özel veya tüzel kişiye kredi kullandırılması hususunda yetki vermediğini, söz konusu vekaletname ile mümesilinin ortağı ve temsilcisi bulunduğu ... Tekstil San.ve Tic.A.Ş.'ne 2.000.000 USD kredi kullandırıldığını ve bu kredinin teminatı olmak üzere taşınmazın üzerinde davalı banka lehine ipotekler tesis edildiğini, ... A.Ş. lehine ipotek tesisine ilişkin yetki vermediği halde, adına kayıtlı taşınmazın ...
A.Ş. lehine ipotek alınarak şirkete kredi kullandırılmasının açıkca temsil yetkisinin davalı bankayla anlaşmak suretiyle kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek, maliki bulunduğu taşınmazın tapu kayıtları üzerinde bulunan ipoteklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, davacının vaki itirazının iptali amacıyla açılan dava sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilip, kararın kesinleştiğini, mahkemece yeniden inceleme konusu yapılmasının mümkün bulunmadığını, yapılan işlemlerin vekaletname kapsamında olduğunu, davacının ipotek akdine sonradan icazet verdiğini bu nedenle de iptalini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 13.03.2007 tarih 2006/8923 esas, 2007/4352 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı ile vekili ... Çay'ın birbirlerini iyi tanıdıkları, davacının verdiği vekaletname ile dava dışı ... Çay'ın davalı bankadan dava dışı ...
A.Ş. için çekilen kredide davalı adına ipotek tesis ettiği, vekil ...'in dava dışı şirkette %83 oranında hissesi bulunduğu, şirketin temsilcisi olduğu, davacının bu pozisyondaki kişiye vekaletname vermiş olduğu, daha önce görülen davada ipoteklerden haberdar olmasına rağmen bu dava tarihine kadar sessiz kaldığı, davacının krediden ve ipotekten haberdar olduğu, davalı bankadan çekilen kredide vekil ...
Çay'ın müşterek kefil olduğu, davacının verdiği vekaletnamenin yetkilerinin aşılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/9197 E, 2010/403 K sayılı ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3451, K. 2010/6686, 10 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama