KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3486 E., 2011/16674 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2009 tarih ve 2007/477-2009/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından olduğunu, 13.08.2007 tarihinde yapılan genel kurulda, denetçinin ibrası, bilançonun kabulü ile yönetim ve denetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesi ve şirkete arsa alınması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, anılan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taraf, davalı şirketin yapmış olduğu 13.08.2007 tarihli genel kurulda, 3 yıldır ibra edilmeyen yöneticiler tarafından hazırlanan bilançonun gerçeği yansıtmadığını, şirketin gelir ve giderlerinin usulünce denetlenmediğini ileri sürerek, bilançonun kabulüne, denetçinin ibrasına, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine ve hazinenin hissedarı olduğu taşınmazın satın alınmasına ilişkin kararların iptalini talep etmiş, mahkemece, davacı iddialarının incelenmesi için iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alınmış ise de, her iki bilirkişi raporunda da davacının iddialarının yeterince incelenmediği,
bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının şirketin tüm defter ve kayıtları incelenerek açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığı gibi, ilk bilirkişi raporundan tamamen farklı görüş bildiren yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mahkemece yapılması gereken, davacının iddiaları ve bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazları göz önüne alınarak, şirket muhasebesi, vergi ve şirketler hukuku uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden TTK.nun 457 vd. maddelerinde düzenlenen bilanço ilkeleri ışığında davalı şirketin defter ve kayıtları incelenerek genel kurulda kabul edilen bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının, denetçi raporunun yeterli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3486, K. 2011/16674, 8 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama