KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3531 E., 2010/4049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.05.2008 tarih ve 2004/264-2008/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olmasına, kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirmesine ve diğer ortaklara konut tahsis edilmesine rağmen kura da isabet eden bağımsız bölümün adına tescil edilmediğini ileri sürerek, 4.kat 11 nolu bağımsız bölümün müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde, şimdilik 5.500.000.000 TL tazminatın temerrüt faizi ile bilikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının daha önce açmış olduğu benzer davanın derecattan geçerek kesinleştiğini savunarak, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya tahsis edilecek başkaca konut kalmadığı, bu nedenle davalının davacıdan eksik olan aidatı tamamlamasını beklemesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddine,5.500-YTL. tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olup, davacı yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen kura sonucu adına çıkan konutun adına tescil edilmediğini ileri sürmüş, mahkemece, yazılı gerekçe ile davalının tapu iptal ve tescil isteminin reddine, yazılı tazminat isteminin ise kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalı vekilince, yargılama sırasında davacının yönetim kurulunun 21.4.2005 tarihli kararı ile ihraç edildiğini ve kararın kesinleştiği savunulmuş olup, bu kararla ilgili belgeler de dosya ya sunulmuştur.İşbu davanın dinlenebilmesi için tüm yargılama boyunca davacının ortak sıfatını taşıması gerektiği kuşkusuz olup, aktif husumet ilişkin bu savunma üzerinde mahkemece, re'sen durulması zorunludur.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle davacının ortaklık sıfatının devem edip etmediği dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı denetime elverişli bir şekilde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu savunma üzerinde hiç durulmadan eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3531, K. 2010/4049, 12 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama