KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3595 E., 2010/4742 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2008 tarih ve 2000/906 - 2008/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı ve eski yöneticisi olan müvekkiline, yeni seçilen yönetim kurulu üyeleri tarafından "kooperatifi zarara uğratmışsın, ya şikayet edip seni hapse attıracağız ya da tapuyla ve diğer konularla ilgili sorunları çözeceğine dair taahhütname vereceksin" denerek hata, hile ve ikrah yoluyla 16.02.2000 tarihli protokolün imzalatıldığını,
bu protokolle müvekkilinin kooperatif yararına bir kısım işlemleri yapmayı üstlenip karşılığında da teminat olarak kooperatifin arsasına komşu olan taşınmazın da davalı kooperatif ortaklarından diğer davalı ... adına (20.000.000.000.-) TL değerinde ipotek tesis ettiğini ve sahibi bulunduğu 32 ve 45 no'lu hisseleri ...'e devrettiğini, müvekkilinin protokole aykırı bir fiili olmamasına rağmen bu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini ileri sürerek,
16.02.2000 tarihli protokolün iptalini, ipotekler dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile ipoteklerin kaldırılmasını, icra takibinin iptalini, 32 ve 45 no'lu hisselerin müvekkili adına tescilini, % 40 kötüniyet tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının kooperatife verdiği zararların bir kısmına karşılık olarak dava konusu işlemleri yaptığını, hata, hile veya tehdidin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
... Giel vekili, birleşen davalarda, davalı kooperatif ortağı olan ...'den 45 no'lu bağımsız bölümün müvekkili tarafından satın alındığını, daha sonra Veli tarafından gerekli işlemlerin yapılmaması nedeniyle anılan hissenin kooperatif adına kayıtlı olduğunun öğrenildiğini ileri sürerek, müvekkilinin 45 no'lu bağımsız bölümün sahibi ve davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitini, anılan bağımsız bölüme ilişkin olarak yapılan 18.02.2000 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile 20.05.2000 tarihli bağımsız bölümün kooperatifçe devralınmasına ilişkin genel kurul kararının iptalini, şimdilik anılan bağımsız bölümün satışı için müvekkilince ödenen (78.000) Alman Markı'nın temerrüt faiziyle birlikte davalı ...'den tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı birleşen davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, birleşen davaların davacısı vekili tarafından davalarının konusuz kaldığının bildirildiği ve beyanın diğer taraf vekillerince de kabul edildiği, asıl davada davacı tarafından iradesini sakatlayan bir zorlamanın bulunduğu hususunun ve asıl davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davaların konusuz kalması nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davacı ... tarafından dava konusu 16.02.2000 tarihli protokolün hata, hile veya ikrah ile imzalandığının ve geçersiz olduğunun kanıtlanamamış bulunmasına göre, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, asıl dava 16.02.2000 tarihli protokolün iptali, ipotek dolayısıyla borçlu bulunmadığının tespiti ve ipoteğin kaldırılması, bu ipoteğe dayanılarak girişilen icra takibinin iptali, 32 ve 45 numaralı konutların davacı adına tescili, birleşen davalar ise 45 numaralı konutun davacıya ait olduğunun ve kooperatif ortaklığının tespiti ile anılan konut bedeli olan (78.000) Alman Markı’nın tahsili istemlerine ilişkindir.
Asıl davada davacı ...’in dava konusu ettiği ipotek ve 32 numaralı ortaklığa isabet eden konutların, davalı kooperatifin yöneticiliğini yaptığı dönemde gerçekleştirdiği usulsüz işlemlere karşılık teminat olarak verildiği 16.02.2000 tarihli protokol, 20.05.2000 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu husus tarafların da kabulündedir.
Bu durumda dava konusu ipotek ve 32 numaralı konut, davacı ...’in kooperatife verdiği zarar tutarı kadar, kooperatif yönünden teminat teşkil edecektir.
Dolayısıyla davalı kooperatifçe bu teminatlara el atılabilmesi için öncelikle protokolde yer alan edimlerin davacı tarafından yerine getirilip getirilmediğinin ve bu yerine getirilmeme durumunun davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklandığının, diğer bir deyişle protokolde belirtilen teminat riskinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davada dava konusu protokol ile davacı ... tarafından yerine getirileceği taahhüt edilen edimlerin neler olduğunun, bu edimlerden hangilerinin ...’in “kusuru nedeniyle” yerine getirilmediğinin, yerine getirilmeyen bu edimlerin ve davacı ...’in teminat olarak verdiği ipotek ile 32 numaralı konutun asıl dava tarihi itibariyle değerlerinin ne olduğunun belirlenmesi,
sonuçta protokolde belirtilen ve ...’in “kusuru nedeniyle” yerine getirilemediği tespit edilen edimler ile bu edimlerin teminatı olarak verilen ipotek ve 32 numaralı konutun değerleri gözetilerek sonucuna göre asıl davada ipoteğe dayalı menfi tespit istemi ile 32 numaralı konutun geri verilmesi talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3595, K. 2010/4742, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama