KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3628 E., 2011/14717 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/07/2009 tarih ve 2004/479-2009/591 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’in maliki, aynı zamanda davalı ... ve diğer davalıların murisi olan ...un sevk ve idare ettiği, diğer davalının zorunlu mali mesuliyet sigortalısı olduğu otobüste yolcu olarak bulunduğu sırada, karşı yönden gelen kamyon ile çarpışması sonucu yaralandığını, Almanya’dan emekli olması nedeniyle tedavisine burada devam ettiğini, kendisi, kızı ve eşi için yol gideri yaptığını, buna ilişkin olarak 2.000 TL talep ettiklerini, ayrıca ilaç, tedavi, yemek gideri olarak ta 1.000 TL masraf yaptıklarını, olay nedeniyle müvekkilinin üzüntüye kapıldığını ileri sürerek, 3.000 TL maddi ve 9.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili, poliçe limiti dahilinde sorumlu olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ..., yapılan masrafların kendileri ile ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kaza nedeniyle yaralandığı, üzüntüye kapıldığı, tedavi masrafına ilişkin olarak sadece 304,25 TL miktarlı faturanın ibraz edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 304,25 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ... mirasçıları ve Güneş Sigorta A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava taşımadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup; mahkemece, davacının tedavi giderine ilişkin olarak 304,25 TL miktarlı fatura dışında herhangi bir delil ibraz etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Borçlar Kanunu’nun 42. maddesinde “ Zararı ispat müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını tespit etmek mümkün olmadığı takdirde hakim,
halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tespit eder “ düzenlemesi karşısında kaza görenin içinde bulunduğu vahim ve acil durum itibariyle tedavi ve diğer giderlerin tamamının belgeye bağlamasının düşünülmesi hakkaniyetle bağdaşmaz, nitekim bilirkişi raporunda da davacının dosyadaki tercüme evraklarına göre Almanya’da tedavi gördüğünün anlaşıldığı, BK’nun 42. maddesine göre hakimin uygun bir tazminat miktarını takdir etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, olayın oluş biçimi, özelliği, zararın kapsamı nazara alınarak BK’nun 42. maddesi gereğince uygun bir maddi tazminata hükmetmek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz istemine gelince; HUMK'nun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2009 tarihi itibariyle 1.400,00 TL'na çıkarılmıştır.
Somut olayda mahkemece, 28.07.2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne, 304,25 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, davalı yönünden hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3628, K. 2011/14717, 31 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama