KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3636 E., 2010/12122 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
791 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.11.2008 tarih ve 2005/624 - 2008/542 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın yönetim kurulu üyeleri olan davalıların dava dışı Akyıl Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’ne bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olarak kredi açıp kullandırarak bankanın zararına sebebiyet verdiklerini, dava dışı şirket hakkında düzenlenen istihbarat raporlarının olumsuz olduğunu, kullandırılan kredinin teminatlarının yetersiz ve satış kabiliyetinin bulunmadığını, davalıların sorumluluklarının Cumhurbaşkan- lığı Devlet Denetleme Kurulu ve Başbakanlık Teftiş Kurulunca düzenlenen raporlarla da tespit edildiğini ileri sürerek, dava tarihi itibariyle 8.352.802.428.590.-TL alacağın davalılar- dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... ve ... vekili, zaman aşımı itirazında bulunarak, kredi teminatının kredi borcunu fazlasıyla karşıladığını savunarak davanın reddini istemiş, yargılama sırasında ...’nun vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Davalı ... ve Tuncay Atlan vekili, BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, dava konusu kredinin açılmasında usule aykırılık olmadığını, müvekkillerinin kusurlu bir davranışlarının bulunmadığını, bankanın henüz gerçekleşmiş bir zararının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için genel kurul kararı alınması gerektiği halde bu şekilde bir karar bulunmadığını, banka mevzuatına ve bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olarak kredi açılmadığını, dava dışı şirket hakkındaki istihbarat raporlarının olumlu bulunduğunu, kullandırılan kredinin teminatı olan gayrimenkul ipotekleri ve menkul rehininin yeterli bulunduğunu, bankanın zararına sebep olunmadığını, düzenlenen teftiş kurulu raporlarının dava açılmasını gerektirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı firmaya yönetim kurulu olarak davalılar tarafından kullandırılan kredide bankacılık usul ve mevzuatına aykırı bir yön bulunmadığı, kredinin teminatı olarak alınan ipotek ve müştemilatlarının yeterli bulunduğu, kredi borçlusu firmanın borçlarını zamanında ödeyeme- mesinde dünyada yaşanan global kriz ve buna bağlı olarak gelişen piyasa koşullarının etkili olduğu, davalıların kredi açarken takdir yetkilerini kötüye kullanmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı bankanın eski yöneticisi olan davalıların, dava dışı firmaya usulsüz olarak kredi verilmesini sağladıkları iddiasıyla oluşan banka zararının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir, ancak, alınan bilirkişi raporuna karşı davacı yanın itirazları karşılanmadığı gibi, kararın gerekçesinde de bu rapor yeterli değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.
Zira, kredinin tahsis aşamasında istihbarat amaçlı düzenlenen 25.02.1998 tarihli raporda kredi verilen dava dışı firmanın borçlarının normalin üzerinde olduğu açıkça belirtilerek, şirketin karlılığının düşük seviyede olduğu, 1997 yıl sonu itibariyle pek çok bankaya 5.9 trilyon TL kısa vadeli borcunun bulunduğu, makine teçhizat kiralaması nedeniyle 4.023.501,00 USD borcunun olduğu,
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporunda da belirtildiği üzere davacı bankaya olan önceki kredi borcunun takip sonrası ancak gecikmeli şekilde ödendiği belirtildiği halde dava dışı kredi verilen şirket için ortaya çıkan bu mali tablonun davaya etkisi üzerinde yeterli düzeyde durulmaması doğru olmamıştır.
Ayrıca, 26.03.1998 tarihli yönetim kurulunun 299 nolu kararıyla davaya konu ihracat kredisinin 2 milyon USD’lik diliminin sevk öncesi, bakiyesinin ise sevk sonrası akreditif veya vesaik mukabili ödenmesine karar verildiği halde bir ihracat kredisi olan kredinin 3 milyon USD’lik bölümünün ilk alınan karardaki şarta rağmen ortada hiçbir ihracat işlemi yapılmadığı ve bunun da davalılar tarafından açıkça bilinmesine rağmen(önceki karardaki şartın kaldırılmasıyla), 29.04.1998 tarihli yönetim kurulunun 382 nolu kararıyla ödenmesinin sağlanmasının mevzuata ve ihracat kredileri uygulamasına uygun olup olmadığının mahkemece ve karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmaması da yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, mahkemece, kredi için alınan teminatların yeterli olduğu yönündeki bilirkişi raporu benimsenmiştir. Ancak, 4. dereceye varacak şekilde konulan ipoteklerin borçluluğu yukarıda açıklanan şirket için ne suretle yeterli teminat olduğu, diğer ipoteklerin hangi miktarlarla hangi alacaklılar lehine tesis edildiği, icra takipleri sonucu ipoteğin paraya çevrilmesiyle sadece 100.000,00 YTL tahsilat yapılabilmesi karşısında “yeterli teminat” yorumuna nasıl ulaşıldığı açıklanmadan ve yine şirket ortakları olan gerçek kişi kefillerin hangi malvarlığıyla şahsi kefaletlerine başvurularak kredinin verildiği hususunda araştırma ve açıklama yapılmadan davanın reddi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, bilirkişilerce illiyet bağı dahi açıklanmaksızın dünyada bir krizin var olduğu ileri sürülerek, davaya konu 1998 yılına ilişkin kredinin ödenmeme sebebi olarak gösterilmesi ve bunun davanın reddine gerekçe yapılması da yerinde görülmemiştir.
Yukarıda ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporunda belirtilen nedenlerle mahkemece, iddia ve savunmalar üzerinde yeterli değerlendirme yapılarak, dava dışı Akyıl Tarım Ürünleri San. ve Tic.A.Ş.’ne ihracat kredisi verilmesinin bankacılık uygulamalarına, davacı bankanın kendi iç mevzuatıyla genelge ve tebliğlerine uygunluğu, akabinde genel yasal mevzuat çerçevesinde davalıların işlemleri incelenerek varılacak sonuca göre davacı bankayı zarara uğratmaktan sorumlulukları hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeyle yazılı şekilde davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3636, K. 2010/12122, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama