KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3888 E., 2010/7863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2009 tarih ve 2009/387-2009/990 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifteki ortaklığından 18.02.2008 tarihli ihtarname ile istifa ettiğini, ayrıldığı yıl bilançosunun onaylandığını, aidat alacağının muaccel hale geldiğini, müvekkilinin ayrıldığı yıla ait genel kurulun 05.04.2009 tarihinde yapıldığını, kooperatifçe 3 yıl erteleme kararı verilmiş ise de müvekkili yerine ortak kaydedildiğini, kaldı ki erteleme kararının usulüne uygun bir karar olmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00.-TL tutarındaki aidat alacağının davalı kooperatiften ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini 93.200,00.-TL'ye yükselmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince alınan erteleme kararının yerinde olduğunu, erteleme kararı alındığı tarihe kadar toplu istifaların yaşandığını, inşaat faaliyetlerinin en yoğun olduğu bir aşamda kooperatifin toplu olarak ayrılan ortakların ödedikleri aidat gelirinden mahrum kaldığını, ortakların mali gücü ve ödedikleri aidat dikkate alındığında toplanacak aidatlar ile hem gecikmeden doğan cezai şartı, hem de ayrılan ortakların sermaye paylarının iadesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, erteleme kararının alındığı yıldaki mali durum incelendiğinde yıl içerisinde 13.240.410,00.-TL aidat toplandığı, ihraçedilen ve istifa eden ortaklaraödenmesigerekenmiktarınise
6.068.278,00.-TL olduğu, hal böyle olunca kooperatif mevcudiyetini tehlikeye düşürecek bir durumun bulunmadığı,davacı çıkma payı alacağının ise 93.200,00.-TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 93.200,00.-TL'nın davalıdan tahsiline, bu miktarın 10.000,00.-TL'na 06.05.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince.
Dava, çıkma payının tahsili istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde 10.000,00.-YTL'nin temerrüt faizi ile tahsilini istemiş, 23.12.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle istemini 93.200,00-TL yükseltmiş, mahkemece, dava dilekçesinde istenen miktara davalının temerrüdünün gerçekleştiği 06.05.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş, ancak ıslahla artırılan miktara gerekçede gösterilmeksizin temerrüt faizine hükmedilmemiştir.
Oysa, davacı tarafın dava dilekçesi ile temerrüt faizi isteminde bulunmuş olması karşısında, artık ıslah dilekçesi ile ıslahla artırılan miktar içinde ayrıca faiz isteminde bulunulmasına gerek yoktur.
Bu durumda, davalının gerek asıl gerekse ıslahla artırılan meblağ için aynı tarihte temerrüde düştüğü kabul edilerek hüküm kurulması yerine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3888, K. 2010/7863, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama