KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3938 E., 2012/3739 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2004/113 E. Say. Dosyası
Karar Metni
659 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29/09/2009 tarih ve 2007/551-2009/556 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06/03/2012 gününde hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin birikimlerini yatırım araçlarında değerlendirmek amacıyla Ekim 1999 tarihine kadar muhtelif havalelerle hesaplarına para gönderildiğini, 19.10.1999'a kadar hesaplar ile davalı şirkette hisse senetleri işlem müdürü olarak görev yapan ...'nun ilgilendiğini, yatırım işlemlerinin telefon talimatı ile yaptırıldığını, hesaplardan hisse senedi satışları ve alışları açısından para transferleri olduğu gibi müvekkilince nakit çekişlerinde bulunduğunu, süreç içindeki işlemlerden ...'nun devamlı olarak müvekkilini bilgilendirmediğini ve yazılı olarak da faks ile bilgileri ilettiğini,
hesabın mevcut durumunu gösterir davalı şirketi bağlayıcı çift imzalı protokol başlıklı belge ile de müvekkilinin hesap bakiyesinin belirlendiğini, şirket müdürü ...'nun 21.10.1999'da şirketi terk ederek kaçtığının öğrenilmesi üzerine davalıdan hesap bakiyesi istendiğini, ancak hesapta herhangi bir alacağın olmadığının söylendiğini, davalı şirketin suç duyurusu üzerine şirket müdürü ...'nun tutuklandığını, davacı hakkındaki dolandırıcılık iddialı suç duyurusu üzerine ise takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek,
davalı nezdindeki listede belirtilen hisse senetlerinin aynen teslimi ve nakit alacak olan 15 milyar TL'nın yatırım araçlarının ulaştığı en yüksek haftalık repo faizi üzerinden tahsilini, bu talepler kabul edilmez ise davalı nezdindeki senet ve para alacağının dava tarihi itibariyle tespiti ve şimdilik 1.000.000.000 TL'nin 18.10.1999'dan itibaren en yüksek yatırım aracının sağlayacağı geliri ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili, eda davası yerine tespit davası açılamayacağını, davacının hisse senedi alım-satım sözleşmesi imzalanmasından sonra menkul kıymet alım/satım konusunda herhangi bir yazılı/sözlü talimatı bulunmadığı, ...'dan haricen alınan belgenin geçerli olmadığını, tehdit ile alındığını, şirket memuru ile davacının işbirliğine dayalı danışıklı işlemlerin şirketi bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davacı vekili, davacının davalı aracı kurum ile aralarında mevcut akdi ilişki gereğince hisse senetleri almak üzere banka aracılığıyla davalının resmi hesaplarına yatırım amaçlı paralar gönderdiğini, yatırım talimatları verdiğini, işlem müdürü ... tarafından usulsüz ve talimata aykırı işlemler yapılarak başkaca kişilere çeşitli tarihlerde büyük miktarlarda ödemeler yapıldığını, davacının hesabından üçüncü kişilere paralar gönderildiğini ileri sürerek, 14.01.2000 tarihi itibariyle hisse senetleri yönünden nakit karşılığı ve para yönünden nakit alacağı için toplam 104.368,12 TL (YTL)'den bakiye kalan 103.368,12 TL (YTL)'nın 18.01.2000 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl davadaki savunma ile aynı mahiyetteki gerekçelerle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davaya dayanak gösterdiği 18.10.1999 tarihli belgenin faks mesajı niteliğinde olduğu ve bu belgenin davalı çalışanı ... tarafından şirketin unvanı da kullanılarak imzalandığı, 14.10.1999 tarihli belgenin ise de yine aynı kişi tarafından davalı şirket unvanı kullanılarak imzalandığı, her iki belgede davacı adına yapılan işlemler sonucunda davalı aracı kurum nezdinde oluşan hisse senedi ve nakit alacak tutarlarının açıkça belirlendiği, şirketi temsilen ... tarafından imzalanmış bulunan belgelerin ve işlemlerin davalı şirketi bağladığı,
...'nun davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili birinci derece imza yetkilisi olduğunun saptandığı, davacının hesabına gelen havaleler, yapılan vırmanlar ve işlemlerin hangisinin davacı tarafından hangisinin davalı aracı kurum çalışanı ... tarafından yapıldığının tespitinin mümkün olmadığı, ...'nun müşteriler tarafından gönderilen nakitleri bu müşterilerin hesaplarına kaydetmeyip kendisinin veya diğer üçüncü kişilerin hesaplarına aktardığı, asıl ve birleşen davada temerrüdün 18.01.2000 tarihinde oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3938, K. 2012/3739, 13 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama