KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4048 E., 2012/4467 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/12/2009 tarih ve 2008/429-2009/656 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.03.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Batı Iğdır Ovası Sulaması İnşaatı”nın davalı tarafından All Risk Sigortası ile teminat altına alındığını, inşaatın devamı sırasında Aras nehir yatağı seddinin bazı yerlerinde sel nedeniyle zarar meydana geldiğini, zararın poliçe kapsamında olmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 100.000.-YTL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçe özel şartı gereğince, kullanıma açılan kısımlar itibariyle inşaat teminatının sona ereceğini, hasar gören kısmında hak edişlerinin ödenmiş ve kullanıma açılmış olması nedeniyle poliçe teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu sigorta sözleşmesinde davacının sigorta ettiren, dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortadan tazminat isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya muvafakat edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, inşaat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün davaya muvafakatinin olup olmadığı araştırılmış ise de, yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, sigorta ettirenin poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının muvafakati olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve sigorta tazminatını talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının muvafakati sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla sigorta ettiren davacının da aktif dava ehliyetinin olduğu kabul edilmelidir. TTK.’nun 1446/3. maddesine göre sigortacı, sigorta poliçesi elinde değilse sigorta ettirene, ancak sigortalının muvafakati ile ödeme yapabilir. Her ne kadar davacı vekilince delil listesinin ekinde dava konusu sigorta sözleşmesinin fotokopisi sunulmuşsa da, mahkemece poliçenin aslının sigorta ettiren davacının elinde olup olmadığı incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu sigorta poliçenin aslının sigorta ettiren davacının elinde olup olmadığının tespit edilmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4048, K. 2012/4467, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama