KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4161 E., 2010/8235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.11.2009 tarih ve 2008/309-2009/621 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banakada 06.04.2001 tarihinde 145.300 DM miktarında vadeli hesap açtığını, 09.05.2001 tarihinde hesaba 54.000 DM daha eklediğini, bankada meydana gelen usulsüzlükler nedeniyle müfettiş incelemesi yapıldığını ancak müvekkilinin parasının ödenmediğini, bu arada bankaya diğer davalı tarafından el konulmuş olduğunu ileri sürerek,
şimdilik 2.000 DM'nın 07.05.2001 vade tarihindeki efektif satış kuru üzerinden karşılığı olan 1.039,09 TL'nın vade tarihi olan 7.05.2001 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca Türk Lirasına uygulanan değişir oranlardaki avans faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı ... hakkındaki davalarını atiye terk ettiklerini açıklamış,
08.09.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile banka nezdinde bulunan 199.324,38 DM mevduatın 145.300 DM'nın 07.05.2001 vade tarihindeki tutarı 75.490,47 TL'nın 07.05.2001 tarihinden itibaren avans faiziyle ve 54.024,38 DM 'nin 14.05.2001 vade tarihindeki karşılığı 27.835,41 TL'nın 14.05.2001 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının hesabına üç kez para yatırmış olduğunu, bu paraların da vekaletname vermiş olduğu ...tarafından çekildiğini, davacının ibraz ettiği hesap cüzdanındaki tutarların banka personelinin usulsüz bir şekilde fiktif olarak gerçekleştirilen muhasebe kayıtları ile oluşturduğunu, davacının alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili ile diğer davalı arasındaki 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca tüm yükümlülükleri üstlendiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı bankaya 145.300 DM daha sonra 54.000 DM yatırdığı, paranın çekilmesi için dava dışı ...'a vekalet verdiği, paranın bir kısmının banka personeli tarafından imza taklit edilerek çekildiği, bir kısmının ise Necati tarafından çekildiği ancak fişler üzerinde vekaletname ile çekildiğine dair bilgi bulunmadığı,
davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 199.300 DM karşılığı 102.686,93 TL nin tahsiline ilişkin verilen karar, Dairemizce, hüküm altına alınan miktarın hesap şekli ve genel vekaletnameye dayanılarak ...'a ödeme yapılıp yapılmadığı, işlemlerde yer alan imzaların vekile ait olup olmadığının tespiti ile yapılmış ise bu miktarların dikkate alınmadığı gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, hesaptan ...tarafından vekaletten çekilen ve bilgisi dahilinde yapılan miktarların düşülmesinden sonra, davanın kısmen kabulü ile,
88.507,21 T'L nın 14.05.2001 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, davacının davalı bankada açmış olduğu mevduat hesabının usulsüz işlemler sonucu ödenmemesi iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, hüküm altına alınan alacağa 14.05.2001 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmıştır. Ancak, yaptırılan bilirkişi incelemesi ve dosya içeriğindeki davacı tarafından bankaya yazılan yazıdan davacının bankadan parasını talep ettiği tarihin 20.08.2001 tarihi olduğu anlaşılmıştır.
Esasen bilirkişilerce bu tarihe kadar faiz kapitalize edilip davacının talep edebileceği alacak miktarı bu tarihe göre hesaplanmış ve mahkemece bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Bu durumda, bankanın temerrüde düşürüldüğü tarihin 20.08.2010 tarihi olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4161, K. 2010/8235, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama