KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/427 E., 2011/9116 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.10.2009 tarih ve 2008/77 - 2009/361 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ukrayna’dan yükleyip Türkiye’ye gemi ile getirdiği demir çelik yükü için davalının yükleme ve boşaltma limanında survey hizmeti verdiğini, ancak, survey raporları arasında kalite bulguları ve miktarları açısından ciddi farklar ve yanılgılar bulunduğunu, müvekkili şirketin bu değer farkları sebebiyle alıcı firmaya taahhütlerini eksik yerine getirmekten dolayı zarara uğradığını ileri sürerek, 85.527,60 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, malın kalitesi yönünden gözle yapılan kontrolde hurdanın %30’nun denetim dışı kaldığını, bu hususun rapora yazılmış olduğunu, uluslar arası kurallar gereğince hurdanın tümünün kalitesinin saptanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle hurdanın tahliyesinde kalite uygunsuzluğunun bulunmasının mümkün olduğunu, davacının tahliye öncesinde kalitede sorun olduğunu bildiğini, her iki liman arasındaki miktar farklılığının doğal olduğunu, sorumluluklarının sınırlı olduğunu, istenen miktarın soyut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yapılan gözetim sözleşmesi uyarınca davalının “görsel kalite kontrolü” yapma borcunu üstlendiği, bu hususun Yargıtay ilamı ile kesinleştiği, davalının davacının istemine dayanak oluşturabilecek tek delilin dava dışı Çebitaş A.Ş. tarafından düzenlenen 24.03.2005 tarihli belgede miktar reklamasyonun 14.368,20 USD olduğu,
satış sözleşmesinde yer alan açık kayıt uyarınca semen hesabında esas alınacak mik- tarın boşaltma limanında gümrük kantarı sonucuna göre belirleneceğinden davacı ile Çebitaş A.Ş. arasında kurulan sözleşmenin “tartı üzerine ödeme” kaydı içeren CİF sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, Çebitaş A.Ş’nin 24.03.2005 tarihli belgesinde fatura miktarının açıkça bildirildiği, boşaltma limanında gümrük kantarının nihai miktarının tartıldığı, arada çıkan ...’ın ödediği semenden indirildiği, boşaltma draft survey raporunun semenin hesabında esas alınmadığı, draft survey ölçüm sonuçlarının farklı olması sebebiyle davacının herhangi bir zarara uğramadığı,
davacının zarara uğraması için yükleme limanı ölçüm sonuçlarına göre kendi tedarikçisine ödeme yapmış olmasının gerektiği, davacı yükleme draft survey raporundaki kayıtlara göre ilk satıcısına ödeme yapmış olsaydı boşaltma limanında Çebitaş A.Ş’den daha düşük bir yük miktarı için semen almak suretiyle zarara uğramış olacağı, davacının böyle bir zararı ispat edemediği, kalite reklamasyonun BK açısından ayıba karşı tekeffül borcuna dayandığı, davacının bu kapsamda ödemek zorunda kalmış olabileceği tazminata satıcı sıfatıyla katlanmak zorunda olduğu,
davacının yükü başka bir satıcıdan tedarik ettiğini ve bu açıdan da zarara uğradığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/427, K. 2011/9116, 20 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama