KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4357 E., 2011/16754 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
666 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/03/2008 tarih ve 2005/114-2008/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Akhisar Tütüncüler Kooperatifinden temlik aldıkları alacağın tahsili için başlattıkları takibe davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, %40' tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davacıya borçları olmadığını, borç senedinde borcun kooperatife ödeneceğinin belirtildiğini ve borcun kooperatife ödendiğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalılar tarafından 18/10/1999 tarihli müşterek ve müteselsil borç senedi başlıklı kredi sözleşmesi ile toplam 2.095 TL'lik 1055 S.S.
Akhisar Merkez ve Köyleri Tütün Satış Kooperatifi tarafından kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesine dayanan alacağın aynı tarihten alacağın temliki hükümlerine göre davacı Ziraat Bankasına temlik edildiği, davacı bankanın kendisine herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle davalı borçlular aleyhine Akhisar 1. İcra Müdürlüğünün 2004/1572 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalılar ..., ..., ..., ...., M. ... ve ...'ın kredi borcunu dava dışı kooperatife kasa tahsil fişi ve müstahsil makbuzu ile ödeme yaptıkları, davalılar ..., ..., ...'ın borçlu oldukları,
her bir kredi borçlusu kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, alacağın likit olmayıp uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle takibin 862,63 YTL asıl alacak 2.853,32 YTL temerrüt faizi ile 142,62 YTL BSMV olmak üzere toplam 3.858,61 YTL üzerinden devamına, icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, müşterek-müteselsil borç senedinin davacı bankaya temliki nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüyle, toplam 3.8585,61 TL üzerinden icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmiş, inkar tazminatı istemi ise yukarıda değinilen gerekçe ile reddedilmiştir. Ancak, Tekel İdaresi tarafından bir kısım davalıların ürün bedellerinden davadışı kooperatif lehine yapılan kesintiler gözetilerek bilirkişi tarafından yapılan hesaba dayalı olarak davalıların toplam borcundan mahsup işlemi yapılmış ise de, mahkemece yazılan yazıya Tekel İdaresince verilen cevapta, bir kısım davalılardan davadışı kooperatif lehine yapılan kesintilerin davaya konu müşterek-müteselsil borç senedine ilişkin olduğu yolunda bir açıklık bulunmadığı anlaşılmakla, bu husus açıklığa kavuşturulmaksızın söz konusu ödemelerin varlığı nazara alınarak hükme varılması doğru değildir.
Öte yandan, kabule göre, takibe konu alacak borçlu(lar) tarafından önceden bilinebilir, hesaplanabilir nitelikte olup İİK’nun 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen tutar üzerinden davacı alacaklı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle bu istemin reddinde de isabet bulunmayıp yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Yine mahkemenin kabulüne göre, hükme esas alınan raporda, yukarda da değinildiği üzere bir kısım davalıların ürün bedellerinden davadışı kooperatif adına yapılan kesintilerin bir kısmının toplam tutardan düşümü (mahsubu) cihetine gidilmiş olup, hesaplamada icra takibi ve davaya konu senedin müşterek-müteselsil borç senedi niteliği göz ardı edilerek, kimi davalıların ürün bedellerinden yapılan kesintilerin bu davalıların senette yazılı ana para borcu üzerinden hesaplanan faiz ve BSMV ilavesi ile hesaplanan rakamdan fazla olması halinde, bu fazlanın hesaplamada nazara alınmadığı,
fazla ödeme yapan borçlu ortak üzerinde ve sadece bu borçlu ortağın lehine alacak, davadışı kooperatif aleyhine ise borç doğuracak şekilde hesap yapıldığı görülmüştür.
Halbuki, söz konusu fazla ödemelerin, yapılan kesintilerin davaya konu borç senedine mahsuben yapıldıklarının saptanması halinde, senet üzerinde imzası olan her bir ortağın aynı zamanda müşterek-müteselsil borçlu oldukları gözetilerek, diğer ortakların borcundan düşülmek suretiyle hesaba dahil edilmesi, bir başka söyleyişle toplam borçtan mahsubu gerekmekte olup, bu yön itibariyle yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi de doğru olmamış, yerel mahkeme kararının davalılar lehine bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4357, K. 2011/16754, 9 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama