KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/441 E., 2011/17500 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/10/2009 tarih ve 2003/743-2009/462 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20/12/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalılar avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalıların Temgir A.Ş.’nin ortakları olduğunu, söz konusu şirkette Çelik ailesinin %35, Çınar ailesinin ise %65 hissedar olduklarını, aralarındaki hukuk ve ceza davaları devam ettiği sıralarda, davalı ...’ın mülkiyeti Temgir A.Ş’ye ait olan Çeşme-Ilıca mevkiindeki 7740 ada, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parselde kayıtlı gayrimenkulleri oğlu ve kızına devrettiğini, bunun üzerine kendisi ile 12/04/1995, 13/04/1995, 03/05/1995 tarihli protokollerin düzenlendiğini,
müvekkilinin protokolün kendisine yüklediği tüm edimlerini ifa ettiğini ancak davalıların 03/05/1995 tarihli protokolün 2. maddesine rağmen anılan taşınmazda 7 parsel ve 306 ada 20 parseldeki haklarını kendilerine vermediğini, bu konu ile ilgili yargılamanın Karşıyaka 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam ettiğini, 7742 ada 6 nolu parselin 13/05/1995 tarihi itibariyle kendilerine verilmesi gerekirken bu yapılmadığı için tapuda malik gözüken .... aleyhine tapu iptali tescil davası açıldığını,
ancak resmi sözleşme bulunmadığı için davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek 12/04/1995 tarihli protokole ek olarak düzenlenen 03/05/1995 tarihli ek protokolün 2. maddesi gereğince kendilerine devredilmesi gereken 6 parseldeki 590 metrekarelik gayrimenkulün dava tarihi itibariyle değeri olan 100 milyar liranın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının alınan protokollere dayanarak açmış olduğu tüm davaların reddedildiğini, bu sebeple kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca tapu iptali davasının reddinden itibaren 1 yıllık süre geçtiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, davacının vergi, ceza, harç, ücret gibi kendi edimlerini yerine getirmediğini, bu sebeple de tescil ve tazminat davası açamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tazminat talebine konu ettiği protokole göre kendi üzerine düşen edimini yerine getirmemesi nedeniyle ödemezlik defi nazara alınarak BK. 81. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında 12.04.1995 tarihli protokole ek olarak düzenlenen 03.05.1995 tarihli protokolün 2.maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Protokolün bu maddesinde “Tengir İnşaat A.Ş. adına tahakkuk edecek, vergi, ceza, harç gibi Vergi Dairesine ve Devlete ödenmesi gerekecek miktarlar ile muhasebeciye ödenecek ücretin %65’i Çınar ailesi, %35’i Çevik ailesi tarafından karşılanacaktır.
Ayrıca yukarıda belirtilen prosedür çerçevesinde Çevik ailesi, vergi ve cezadan payına düşeni ödemeyip temerrüde düştüğü takdirde işbu sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen devir temliki , tescil için kabul edilen 5 yıllık vade geçmiş olsa bile ...’in satış vaadinin tescili amacı ile talep ve dava açma hakkı yoktur, ödediği anda bu hakkı işbu sözleşmede belirtilen koşullar çerçevesinde tekrar kazanmış olacaktır.” denilmekte olup, davacının bu maddeden doğan yükümlülüğünü kısmen ifa ettiği hususu uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı tarafından işbu dava ile de protokolün 2.maddesinde düzenlenen taşınmazın mülkiyeti değil değeri talep edilmiş bulunmaktadır. Davalılar vekili, 4.12.2007 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporunda belirlenen davacının payına düşen meblağın, taşınmazın dava tarihindeki değerinden takas ve mahsubunu talep etmiştir.
Davaya konu protokol, taraflar arasındaki ortaklığı tasfiye etme amacı taşımakta olup, aralarındaki ilişkinin bir an önce sonuçlandırılması taraflar yararına olacaktır. Bu itibarla mahkemece, davalıların yaptığı takas mahsup savunmasının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, takas ve mahsup savunmasına neden itibar edilmediği açıklanmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/441, K. 2011/17500, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama