KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4489 E., 2010/4768 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
848 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 tarih ve 2005/430 - 2008/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ortağı olduğu davalı kooperatifin 2004 yılı olağan genel kurul toplantısının 17.07.2005 tarihinde yapıldığını, kooperatifin ortaklardan alacağı konusunda yönetim ve denetim kurulunun genel kurula sunduğu bilançolar arasında 122.950.566.288-TL.fark bulunduğunu, ayrıca gündemin 4.maddesinde okunarak ortaklara sunulan bilançoda bazı hususların belirtilmediğini, bilançonun, kooperatifin gerçek durumunun görülmesine mani bir takım eksiklikleri, yanlışlıkları içerdiğini, kooperatif yönetim kurulunun bu bilançoyla yaklaşık 123.000.000.000-TL.nı ortakların bilgisinden kaçırdığını,
yapılan genel kurulda yönetim ve denetim kurullarının hazırladığı raporların genel kurulca kabul edildiğini ve aklandıklarını, yasal açıdan ibra edilmiş sayılmayan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin gündemin 8. maddesi gereğince yapılan seçimle 2 yıl süre ile yeniden seçilerek göreve geldiklerini ileri sürerek, dava konusu genel kurul gündeminin 4,5 ve 8. maddelerinin iptaline ve bu yeni dönem içinde yaptıkları veya yapacakları her türlü işlem ve harcamalar ile aldıkları ve alacakları kararların geçersiz olduğunu karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu genel kurulda alınan kararların iptaline gerektirecek bir nedenin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı kooperatifin ortaklarından toplam 38.513.513.712-TL alacağının bulunduğu, genel kurula sunulan 2004 yılı denetim raporunda ise üyelerden olan alacak miktarının 161.464.080.000-TL olarak belirtildiği, hazırlanan bilançonun ve denetim raporunun kooperatif defter ve kayıtlarına uygun olmadığı, anasözleşmesinin 36.maddesi hükmüne göre yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş sayılamayacakları ve aynı genel kurulda tekrar seçilemeyeceklerinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı davaya konu olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 8 nolu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vekilinin temyize konu istemi hakkında mahkemece, olumlu yada olumsuz bir karar verilmediği sabit ise de, esasen genel kurul kararları iptal edilinceye kadar yönetim ve denetim kurulunun işlemlerinin hukuki sonuç doğuracaklarının tabii olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının gelince, Dava, davaya konu genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, gündemin 4,5 ve 8 nci maddelerinin iptaline karar verilmiştir.
Oysa, davalı kooperatif anasözleşmesinin 36 ncı maddesi, "bilançonun tasdikine dair olan genel kurul kararı yönetim kurulu ile denetim kurulunun ibrasını da kapsar.Ancak, bilançoda bazı hususlar gösterilmemiş veya bilanço yanlış olarak düzenlenmiş ise bilançonun tasdiki ile bu organlar ibra edilmiş olmazlar.İbra edilmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri bu organlara aynı genel kurulda tekrar seçilemezler." hükmünü haiz olup, davaya konu genel kurul gündeminin 4 ncü maddesinde,
her ne kadar davacı muhalefet şerhini yazdırmış ve denetim kurulunun hazırladığı 2004 yılı denetim kurulu raporunda ortaklardan olan alacak miktarı 161.464.080.000-TL. olarak belirtilmişse de, davalı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalı kooperatifin ortaklarından olan alacağının 38.513.513.712-TL.olduğunun belirlenmiş olması ve esasen davalı tarafça müvekkilin daha önce arsa kooperatifi olarak kurulmasına rağmen daha sonra konut yapı kooperatifine dönüştüğünü, bu nedenle denetçilerin ortak olmayanlarında ortakmış gibi değerlendirdiklerini,
ortak olmayan kişilerden varsayılan alacağın düşülmesinden sonra gerçek aidat alacaklarının 38.513,11-YTL. olduğuna illişkin savunması karşısında içinde bir kooperatifler hukuku alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan denetim ile yönetim kurulu raporu arasında gerçekten bir çelişkinin bulunup bulunmadığı, varsa çelişkinin nedeni açıkça ortaya konmadan, belirtilen konularda hiçbir değerlendirme yapmayan davalının salt yevmiye defterini incelemekle yetinen yetersiz ek rapordan hareketle mahkemece, iptali istenenen anılan bu madde ile ilgili eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53/1.maddesi uyarınca genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların alınan kararlara karşı iptal davası açabilmeleri için,karara muhalif oy kullanmış ve bu konudaki muhalefetlerini de toplantı tutanağına geçirtmiş olmaları gerekmektedir.Emredici nitelikte olan bu yasal düzenlemenin,davalı kooperatif ana sözleşmesinin 36.maddesinde de aynen tekrarlandığı görülmektedir.
Somut olayda, iptali istenen 5 ve 8 nolu kararın alındığı genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinden davacının,anılan bu maddelerin oylanması öncesi 4 nolu gündem maddesi görüşülürken eleştirilerini ve düşüncelerini yazılı olarak tutanağa geçirttiği, ne var ki oylama sonrasında muhalefet şerhini yazdırmadığı,
genel kurul sonunda tutanağın okunmasından sonra,itiraz edenin olmadığının tutanağa geçirilmesi yanında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 8 nolu kararın ise oybirliği ile alındığı görülmektedir.Bu durumda,davacı,bu gündem maddelerinin görüşmeleri sırasında eleştiri ve düşüncelerini önceden açıkladığı halde, oylama sonrası ne yazılı ne de tutanağa geçmiş sözlü beyanıyla, bir muhalefette bulunmamış olup, dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, gündem ve görüşmelere değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna ilişkin olarak yapılması gerekmektedir.Somut olayda,her hangi bir mutlak butlan hali bulunmamaktadır.
Bu itibarla, anılan maddelere ilişkin istemin bu dava koşulu yerine getirilmeden açılması karşısında, bu maddelere ilişkin olarak dava koşulu yokluğundan reddi gerekmekte iken, re'sen gözetilmesi gereken bu yön üzerinde mahkemece durulmadan,doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4489, K. 2010/4768, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama