KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4555 E., 2010/5468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2006/384 - 2008/357 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kooperatif ortaklığından yönetim kurulu kararı gereğince usul ve yasaya aykırı bir şekilde ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatif tüzel kişiliği aleyhine açılması gerektiği halde yönetim kurulu üyeleri aleyhine açıldığından davanın husumetten reddinin gerektiğini, davacının kooperatif üyesi olabilmek için gereken koşulları yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı kooperatif ortaklığından ana sözleşme hükmü gereğince eksiklikleri gidermek için süre vermeden ve bu konuda ihtarname çekmeden çıkarıldığını iddia ettiği, oysa davalı kooperatifin anasözleşmesinin 10.maddesi hükmünde ortaklık şartlarını taşımayan ortağın üyelik şartlarını yerine getirmesi için ihtarname çekerek süre vermeksizin ortaklıktan çıkarmasında şekil noksanlığının bulunmadığı, ayrıca davacının anasözleşmenin 10.maddesinin 5. ve 6. fıkraları uyarınca ortaklık şartlarını taşımadığı,
davacının ortaklık şartlarının gereğini biliyor olmasına rağmen yaklaşık 10 yıldır durumunu şartlara uygun hale getirmediği ve çıkarılması üzerine dava açmasının MK. nun 2.maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, davacının başlangıçta davalı kooperatif anasözleşmesinde ortaklık için öngörülen koşulları taşıdığı dosya kapsamı ile sabittir.
Uyuşmazlık, davacının anasözleşme hükmüne aykırı olarak başka bir kooperatife ortak olması durumunu sonlandırması gerektiğinin ve aksi halde ihraç edileceğinin ihraç kararından önce bir uyarı ile davacıya bildirilmesinin gerekip gerekmediği noktasında olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile yasa ve anasözleşmede böyle bir düzenlemenin bulunmadığından hareketle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine, yasa ve anasözleşmede böyle bir hüküm bulunmasa dahi ihraç kararından önce, davalı kooperatif tarafından başka bir kooperatife ortak olmasının ortaklık koşullarına aykırı olduğu, o ortaklıktan verilecek münasip süre içersinde çıkması, aksi halde ihraç edileceği hususunda davacı ortak bir uyarı ile açıkça uyarılmalıdır. Aksi halin kabulünün iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4555, K. 2010/5468, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama