KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/469 E., 2011/8149 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
366 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/03/2009 tarih ve 2005/912-2009/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiğini, davalı tarafça taşınan sigortalı emtianın davalının tek taraflı yaptığı trafik kazası nedeniyle zayi olduğunu, bu nedenle sigortalıya 7.600 TL hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, bu miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmalara katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile 7.600 TL’nın 19.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosya içeriğinden davalı adına çıkartılan, dava dilekçesi ve duruşma gününü içerir tebligatın davalı ile birlikte mukim amcasının oğluna tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmadığı, davalı hakkında verilen hükmü içerir gerekçeli karar evrakının ise yine aynı davalı adresine gönderildiği ve bu kez aynı isim ve soyisme sahip birden çok kişi olduğu gerekçesiyle tebligatın iade edildiği ve ana baba isimlerinin yazılmasının ardından bu kez davalının birlikte yaşadığı eşine tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda dava dilekçesini içerir tebligat zarfının üzerinde davalının anne baba isminin bulunmadığı, davalının davaya cevap verip duruşmalara da katılmaması göz önüne alındığında dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilip taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşıldığından, mahkemece, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliği sağlanıp davalıya kendini savunma hakkı tanındıktan sonra işin esasına girilip sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen hususlar yerine getirilmeksizin hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/469, K. 2011/8149, 4 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama