KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/475 E., 2010/1582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.02.2008 tarih ve 2007/377 - 2008/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline dava dışı Aytu İnşaat Ltd. Şti. tarafından keşide edilerek teslim edilen 7.350,00 TL bedelli çekin ibrazında davalının “dolandırıcılık amacıyla açılmış hesap üzerine düzenlenmiş çek olduğundan ödeme yapılmamıştır” şerhini koyarak ödeme yapmadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığından aciz belgesi düzenlendiğini, hayali kişilerin kurduğu şirkete çek karnesi veren davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, çek bedeli, masraflar ve işlemiş faiz miktarı dahil 10.814,35 TL'nın avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, çekin keşidecisine çek ve mevduat hesabı açılışı sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalının % 60 oranında kusurlu olduğu, ticari ilişkide bulunduğu şirketin durumu hakkında araştırma yapmayan davacının % 40 oranında kusurlu olduğu ve zarar miktarının 10.814,35 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.490,00 TL'nın dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işlemine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu`nun 104/son madde ve fıkrası uyarınca, gecikme faizine faiz yürütülmesi mümkün değildir. Dava dilekçesi ile davalı bankanın hayali şirkete verdiği çek karnesinden bir çekin keşide edilerek müvekkiline verildiği, çek bedelinin 7.350,00 TL olduğu, çekin ibrazında karşılığının olmadığı iddiasıyla masraf ve işlemiş faiz dahil 10.814,35 TL'nın tahsili istenmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı bankanın % 60 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.490,00 TL'nın tahsiline karar verilmiştir. Davacının faiz ekleyerek istemde bulunduğu toplam meblağın % 60'ının faiziyle tahsiline karar verilmiş olmakla, faizie faiz yürütüldüğü sabittir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 26.05.2008 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm aynı vekili tarafından HUMK'nun 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 10.06.2008 günü harcı yatırılmak suretiyle katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/475, K. 2010/1582, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama