KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4752 E., 2010/7365 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.09.2008 gün ve 2004/624-2008/471 sayılı kararı onayan Daire’nin 14.01.2010 gün ve 2008/13918-2009/285 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı bankada yatırım fonu ve hisse senedi alım satımı yapmak üzere yatırım hesabı açtırdığını, bu hesaptan talimatları olmaksızın hisse senedi alım satımı ve para çekme işlemleri gerçekleştirildiğini, işlemlerin yapılması için müvekkillerinden vekaletnameler alındığını, müvekkillerinden ...'nun usulsüzlüğü öğrenmesi üzerine 30.12.2002 tarihinde belgeye dayanmayan işlemlerin kabul edilmediğine dair dilekçe verdiğini, banka müfettişlerinin incelemesi neticesinde işlemlerde müvekkillinin bilgisinin olduğunun kanıtlanamadığını,
SPK tebliğlerine göre gönderilmesi gereken hesap ekstresinin 2003 yılından itibaren gönderilmeye başlandığını, bu ekstreler üzerine diğer müvekkillerinin de ihtarnameler göndererek talimatları ile olan işlemleri göstermek suretiyle diğer işlemleri kabul etmediklerini bildirdiklerini, bunun yanında İMKB nezdinde de girişimde bulunduklarını, müvekkillerinin talimatlarını müdür olan diğer davalıya iletmelerine rağmen hesaptaki hisse senetlerinin zarar etmesi durumunda müvekkilleri hesabında bırakılıp kar etmesi durumunda da başka kişilerin hesaplarına aktarılarak müvekkillerinin sürekli zarar etmesine neden olunduğunu,
talimatsız para çekme işlemleri yapıldığını, bilgileri dışında kredi alınıp bu nedenle de zarara uğratıldıklarını, zararlandırıcı işlemlerden sonra kredi sözleşmesi imzalatıldığını, sözlü talimatların yazıya dönüştürülmediğini, sınırsız talimatsız işlem yapıldığını, bilgilendirme olmadığını, mevzuata uygun olmayan işlemlerle müvekkillerinin yanıltılarak zarara uğratıldıklarını, cezai soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek,
müvekkillerinin hesaplarındaki tüm zarara karşılk şimdilik 250.000 TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında tefrik kararı üzerine bu davada davacı olan ... yönünden 25.000 TL.nın tahsili istenmiştir.
Davalı ... A.O vekili, davacının icazetinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, zamanaşımının gerçekleşmediği, davacının hesabındaki 19.11.2001 ve 24.12.2002 tarihinde gerçekleşen işlemlerin kardeşi tarafından yapıldığı, davacının bu işlemleri onayladığı, davacının imzaladığı kredi sözleşmesinde tarih ve limit yok ise de, bu kredinin kullanımı ile yapılan borç tasfiyesine karşı çıkmadığı, sonradan işlemlere devam ettiği, herhangi bir itirazda bulunmayan davacının sonradan kredi kullanımından haberdar olmadığını iddia etmesinin dayanaktan yoksun olduğu, işlemlerin ve kredi sözleşmesinin davacı bilgisi dahilinde yapıldığı, onay ve icazet verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.01.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4752, K. 2010/7365, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama