KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4792 E., 2011/16000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/01/2010 tarih ve 2009/474-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ihale ile aldığı işe her türlü risklere karşı, İşveren Mali Mesuliyet Sigortası ile Adana Güney Anadolu Şube Müdürlüğüne sigorta ettirdiğini, davacının tüm prim borçlarını tamamen ödediğini, bir iş kazası nedeniyle Güneş Sigorta İskenderun Acentesi Necmiye Şaban Sigortacılık Hizmetleri yetkilisi Heysem Şaban'a müracaat edilmesi, ibraname verilmesi ve ödemenin gerçekleştirilmemesi nedeniyle Güneş Sigorta A.Ş.
Güney Adadolu Şube Müdürlüğüne başvurulması üzerine poliçenin iptal edildiğinin öğrenildiğini, Genel Müdürlükçe de, poliçeyi düzenleyen ...in fesih acentesi olduğunun ve yapılan ödemelerin kayıtlarda gözükmediğinin bildirildiğini, poliçeler ve zeyilnameler iptale alınmışsa bunun müvekkiline ihtarı veya ihbarı gerektiğini, müvekkilinin işi sigorta edilmediği halde primlerin tahsil edildiğini ileri sürerek, 50.380,31 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı firma ile sigorta acenteleri Necmiye Şaban arasında akdedilen poliçenin akit tarihinde geçerli ve muteber olduğunu, acenteleri ... acenteliği feshedilmeden önce, kesmiş olduğu poliçelerden dolayı şirketlerine prim ödemesi aktarmayınca, sözleşmesinin feshiyle birlikte kesmiş olduğu poliçelerin de iptal edildiğini, prim bedeli tahsilatı konusunda müvekkilinin art niyeti bulunmadığını savunarak davanın zamanaşımı yönünden ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dönem itibariyle her iki tarafça geçersizliği ileri sürülmeyen ve TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak iptal ya da cayma bildirimi yapılmayan sigorta poliçesinin geçerli olduğunun kabulünün gerektiği, geçmiş döneme ilişkin olarak ödenen primlerin istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, poliçenin iptal edildiği iddiasıyla ödenen primlerin iadesi istemiyle açılmıştır. Taraflar arasında, davacı ile davalı firma arasında akdedilen poliçenin, akit tarihinde geçerli ve muteber bir sözleşme olduğu ve buna poliçe nedeniyle davacının 52.108 TL prim ödemesinde bulunduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine dosya kapsamından sabit olduğu üzere, davacının ödediği bu primlerin bir kısmı şirkete aktarılmamıştır. Davacı,
acente hakkında ceza soruşturması açılmasına neden olan bu olay nedeniyle, bilgisi dışında hem poliçesinin iptal edildiği hem de tahsilata devam edildiği iddiasında bulunmuştur. Davalı vekili ise, son celsede alınan beyanında poliçenin geçerli olduğunu savunmuş, mahkemece bu savunmaya değer verilerek, usulüne uygun iptal ya da cayma bildirimi yapılmayan sigorta poliçenin geçerli olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Oysa, davalı vekili gerek cevap dilekçesinde, gerekse İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/5380 soruşturma sayılı dosyasına verdiği 19.11.2009 havale tarihli dilekçesinde poliçenin iptal edildiğini belirtmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davalının bu beyanı ile bağlı olduğu nazara alınarak, poliçenin hangi tarihte iptal edildiği usulünce tespit edilip, bu tarihe göre iade edilecek prim bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin iptalle ilgili beyanları nazara alınmaksızın poliçenin geçerli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4792, K. 2011/16000, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama