KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4800 E., 2010/6932 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2007 tarih ve 2006/625 - 2007/756 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti.
Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2010 gününde davalı avukatı ...gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 26.09.1990 tarihli sözleşme ile müvekkilinin Ankara acenteliğini aldığını, acentelik görevi sırasında müvekkili adına acente sıfatıyla tahsil ettiği sigorta primlerini süresinde şirkete intikal ettirmemesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin 01.12.2003 tarihi itibariyle feshedildiğini, sözleşme gereğince delil kabul edilen davacı şirket kaytılarında davalının 27.887.660.680.-TL borcunun olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, bu tutarın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından öncelikle primi ödenmeyen sigorta poliçe listesinin ve prim alacağının varlığının kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafından tanzim edilen listede belirtilen poliçe numaralarının acentenin tanzim ettiği poliçe numaraları olmadığını, sigortalı isimlerinin gözükmediğini, iptali istenilen yazılara rağmen poliçelerin iptal edilmediğini, otomatik iptal uygulaması adı altında 13.02.2001 tarihli davacı tarafından yapılan duyurunun gereklerinin yerine getirilmediği,
trafik poliçelerinin fark zeyilnamelerinin tamamı müvekkilince tanzim edilmediği halde bu poliçe primlerinin acente borcundan mahsup edilmediğini, davacı şirkete yapılan ödemelerin borçtan düşülmediğini, dolu sigortalarından kaynaklanan acente komisyonlarının iade edilmediğini, sigorta poliçe prim bedellerindeki indirimlerin dikkate alınmadığını, ...İnş.Ltd.Şti.'ne ait tahsli edilemeyen poliçe primlerinden acentenin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/6010 Esas, 2006/8356 Karar sayılı ilamıyla sair yönleri incelenmeksizin, usulünce taraf teşkili yapılmadığından bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile (23.866,21) YTL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava acentelik sözleşmesi uyarınca alacak istemine ilişkindir.
Davacı şirket ile davalı arasında akdedilen 07.08.1990 tarihli acentelik sözleşmesinin 34. maddesiyle taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda davacının defter ve kayıtlarının münhasır delil teşkil edeceği yolunda bir delil anlaşması yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kural olarak, taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin fesihle sona ermesinden sonra davacının alacak iddialarıyla kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde davacıya ait defter ve kayıtların esas alınacağı asıl ise de,bu husus aynı konuda davalının yasal delillerini karşı delil olarak sunma olanağını ortadan kaldırdığı anlamına gelmemektedir.Bu bakımdan davalı vekilinin 20.03.2007 hakim havaleli cevap dilekçesiyle ,tarihsiz bilirkişi raporuna ciddi iddia ve itirazlarını karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken Yargıtay denetimine elverişli bulunmayan raporla yetinilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın
açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4800, K. 2010/6932, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama