KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5141 E., 2011/16367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2009 tarih ve 2008/479-2009/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 07/12/2007 tarihinde davalı ...Ş' ye ait davalı ...'nun sevk ve idaresindeki yolcu otobüsü ile Yusuf Karataş'ın sevk ve idaresindeki ... Plaka sayılı kamyonun karıştığı trafik kazasında yaralandığını, otobüs şoförünün tamamen kusurlu olduğunu, müvekkilinin 90 gün boyunca tedavi gördüğünü, yüzüne kalıcı şekilde platin takıldığını, hayati tehlike geçirdiğini ve manevi çöküntü taşıdığını, halen de x-ray cihazlarından geçişlerde uyarı vermesinden rahatsız olduğunu ileri sürerek, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, ceza mahkemesinde belirlenen kusurun hukuk mahkemesini bağlamayacağı, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, trafik kazası ile ilgili olarak Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada, olayda tamamen kusursuz görülen Yusuf Karataş'ın beraatine, ...’nun cezalandırılmasına karar verildiği, olay nedeniyle davacının 4 ay iş göremezlik halinde kaldığı, yüzündeki izin estetik kusur mahiyette olduğu, olay nedeni ile davacının üzüntü ve elem çektiğinin kabulü gerekip manevi tazminata hak kazanacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, 10.000 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ...Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Mahkemece, 50.000 TL manevi tazminat istemine karşılık, 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de, somut olayın özellikleri, davacının yaşı, olaydan etkileniş derecesi, 07/12/2009 tarihli Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda davacının yüzünde sabit skar bulunduğunun belirtilmiş olması karşısında daha makul bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5141, K. 2011/16367, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama