KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/52 E., 2011/7482 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2009 tarih ve 2009/166 - 2009/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen poliçe ile sigortalı Bursa Gaz A.Ş.’ne ait olan doğalgaz hatlarının sigortalandığını, davalı kuruma ait kazı ekipleri tarafından yapılan çalışma sırasında sigortalının doğalgaz hattında hasar oluştuğunu, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, hasar bedeli olan 9.399,91 TL’nın 16.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait kazı ekiplerinin dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde çalışmaları nedeniyle davaya konu hasarın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.396,94 TL’nın 16.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek, reddedilen miktarın düşük olması gerekçesiyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemişse de, davanın kabul ya da reddi durumunda kendisini vekil ile temsil ettiren taraf yararına vekalet ücreti verilmesi zorunlu olup bu husus hakimin taktirine bağlı olmadığı gibi kabul ya da redde konu olan miktarın da bu konuda bir önemi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece reddedilen kısım göz önüne alınarak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bundan sarfınazar edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/52, K. 2011/7482, 20 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama