KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/525 E., 2011/8177 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
306 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2009 tarih ve 2009/139-2009/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait Marvit Sena Ltd Şti’nde çalışmaktayken davalı ile iş yerinin devri hususunda sözlü anlaşma yaptıklarını, buna göre davalıya 15.000 TL ödediği halde davalının devir işlemlerine yanaşmadığını ve parayı iade etmediğini ileri sürerek, 15.000 TL’nin yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile pazarlamacı olarak davacının birlikte çalışması sırasında firmanın uğrayabileceği zararlar için 15.000 TL teminat alındığını, davacı tarafından mal verilen firmalardan tahsilat yapıldığında paranın davacıya iade edileceğini, iş yerinin devrine ilişkin sözlü yada yazılı bir anlaşma olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının şikayeti üzerine K.Maraş C.Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada davalının verdiği 12.02.2009 tarihli ifadesinde davacının piyasaya çok sayıda mal verdiği için kendisinden teminat olarak 15.000 TL para aldığını beyan ve ikrar ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkindir. Her ne kadar davacı dava konusu olan tutarı davalıya ödediğini iddia ederek bu davayı açmış ise de, delil olarak dayandığı kasa tahsilat fişi başlıklı ödeme belgelerinde paranın davalıya değil davalının ortağı bulunduğu Marvit Sena Tar. Hay. Gıda Tic. San. Ltd. Şti’ne verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece husumet hususunun her aşamada re’sen nazara alınması gerektiği gözetilerek davanın husumetten reddi gerekirken, esası ile ilgili karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/525, K. 2011/8177, 4 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama