KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5309 E., 2011/12546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
792 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.01.2010 tarih ve 2009/369 - 2010/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin işçisinin davalıya ait gemide bulunan vinç yardımı ile dava dışı şirkete ait emtiayı yüklerken vincin piminin kopması sonucu meydana gelen kazada yaralandığını, işçinin uğramış olduğu zararın müvekkili tarafından karşılandığını, davalının BK'nun 58 ve 96. maddeleri hükmü gereğince zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 30.000,00 TL'nın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve müvekkili hakkında işçi tarafından açılan davada müvekkiline % 30 oranında kusur verildiğini, buna göre davacının ödediği miktarın müvekkilinin sorumluluğunda bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yaralanan işçi tarafından açılan ve kesinleşen iş mahkemesi kararına göre davacının % 60, davalının % 30 ve işçinin %10 oranında kusurlu olduğu, davacının bu kusur oranına göre ödemekle yükümlü olduğu tazminat miktarının 220.080,00 TL olduğu halde fazladan 39.919,00 TL ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.000,00 TL'nın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından yaralanan işçiye ödenen tazminatın davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının işçisinin davalıya ait gemiye vinç ile yükleme yaparken vinç bomunun kırılması sonucu yaralandığı ve işçi tarafından davacı ... ve gemi maliki olan davalı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda işçinin %10, davacının %60, davalının ise %30 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davacı ve davalıdan müştereken ve müteselsilen 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı, hükmedilen tazminatın ana para, faiz ve yargılama giderleri ile birlikte toplam 368.027,50 TL olarak davacı ve davalı aleyhine icra takibine konulduğu, davacı tarafından işçiye toplam 260.000,00 TL ödemede bulunulduğu konularında taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık, davacı tarafından işçiye ödenen tazminattan davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise hangi oranda ve ne miktarda sorumlu olduğu konularında toplanmaktadır. Davacı taraf, işçiye ödenen tazminatın BK’nun 58. maddesi gereğince tamamından davalının sorumlu olduğunu, davalı vekili ise, iş mahkemesinde açılan davada kesinleşen ve müvekkiline izafe edilen %30 oranında kusura göre müvekkilinin sorumlu bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, karar gerekçesinde her ne kadar davalının BK’nun 58. maddesine göre zarardan sorumlu olduğu ifade edilmiş ise de, gerekçeli kararın son paragrafında iş mahkemesinde kesinleşen kusur oranına göre takibe konulan 368.027,50 TL’nın %60’ından davacının sorumlu olduğu, buna göre davacının ödemesi gereken miktarın 220.081,00 TL olması gerekirken, 260.000,00 TL ödeme yaptığı, bu durumda davalı adına 39.919,00 TL ödeme yapıldığı, bu miktar kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu, ancak talebin 30.000,00 TL olduğu göz önüne alınarak taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, her ne kadar mahkemece iş mahkemesince belirlenen kusur oranları esas alınarak hesaplama yapılmış ise de, bu hesaplamada esas alınan değer ile kusur oranları yanlış uygulanmıştır. Zira, yaralanan işçinin takibe koyduğu tazminat alacağının tamamından işçiye karşı davacı ve davalı müşterek ve müteselsilen sorumlu olup, taraflar arasındaki iç ilişkide ise, iş mahkemesinde kesinleşen kusur oranının esas alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Bu durumda da, davacı, ancak ödediği bedelin davalının kusuruna denk gelen miktarı kadarını davalıdan isteyebilir. Daha açık bir ifade ile davacı ödediği 260.000,00 TL’nın davalının kusuruna denk gelen miktarını isteyebilir. Takibe konulan tüm alacağın davacı tarafından ödenmiş olduğu farz edilerek 368.07,50 TL üzerinden davacının %60 kusuruna isabet eden bedelin dışındaki miktardan davalının sorumlu tutulması doğru değildir. Şayet davacının ödediği miktar dışında başkaca bir ödemesi var ise bunun için de ayrı bir dava açılması gerekmektedir.
Bununla birlikte mahkemece kusur oranı da yanlış değerlendirilmiştir. Zira, iş mahkemesinin kesinleşen kararında belirtilen işçinin %10 kusuru göz önüne alındığında takibe konulan alacak davacı ve davalının kusurları toplamı olan %90 kusur oranına göre istenmiştir. Yani takibe konulan 368.027,50 TL’lık alacak davacı ve davalının %90 kusuruna denk gelen miktardır.
Bu durumda %90 kusur oranına göre takibe konulan alacağın 260.000,00 TL’nı ödeyen davacı bu miktarın 90’a bölünüp 30’u için davalıya rucü edebilir. Bu durumda, açıklanan hesaplamaya göre davacı, davalıdan 86.666,66 TL isteme hakkına sahip olup, mahkemenin sonuca gidiş yolu ve hesaplama şekli yanlış ise de taleple bağlı kalınarak yazılı şekilde hüküm tesisi sonucu itibariyle doğru olduğundan, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5309, K. 2011/12546, 11 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama