KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5336 E., 2012/4757 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
707 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2010 tarih ve 2008/358-2010/16 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.03.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'un İskender Pak ile birlikte internette yapılan alışveriş ile para transferlerinde hileli işlemlerin önüne geçebilmek amacıyla cep telefonu ve SMS (kısa mesaj) unsurlarını kullanan metod ve sistem geliştirdiklerini, bu sistem ve metodun hem müvekkillerine ait Bunsiness to Consumer modeline göre internet üzerinden alışveriş ve pazarlama hizmeti sunan Internet Bazaar' ın işlerinde kullanılmak, hem de benzer faaliyetleri yürüten şirketlere ve elektronik para transferini gerçekleştiren bankalara ve finans kuruluşlarına tanıtılmasının amaçlandığını,
bu sistem ve metodun tanıtımı ve potansiyel projelerde işbirliği koşullarını tespit edebilmek, kullanımını sağlamak ve unsurlarından yararlanmak amacıyla davalı ... yetkilileri ile müzakerelerde bulunduklarını, ayrıca anılan banka ile 02.04.2001 günlü gizlilik sözleşmesi imzalandığını;
bu sözleşme ekinde metod ve sistemin doküman, şema ve tablolarının imza karşılığında bu davalı yetkililerine teslim edildiğini, ayrıca müvekkili ...'un İskender Pak ile birlikte 26.01.2001 tarihinde “kredi kartı dolandırıcılığını önleme yöntemi ve sistemi” buluş başlığını taşıyan uluslararası patent başvurusunda bulunulduğunu, bu başvurunun 01.08.2002 tarihinde uluslararası yayın numarası ile yayınlandığını; davalı yetkililerine metod ve sistemin işleyiş prensiplerini gösteren döküman, şema ve tablolarının teslim edilmesine karşın, bir daha müvekkiline geri dönmediğini;
metod ve sistem ile gizlilik sözleşmesine ilişkin olarak davalıdan doğan tüm talep ve alacak haklarının müvekkili ...'a ait olduğunu; davalının 06.05.2005 tarihinde “Kısa Mesaj İle Para Transfer Yöntemi” buluş başlıklı patent başvurusunda bulunduğunu; davalının 2005/1699 kod numaralı patent başvurusunun gizlilik sözleşmesi ekinde davalıya teslim olunan metod ve sisteme dayandığını; davalının gizlilik sözleşmesiyle görüşme konusu bilgileri üçüncü kişilere ifşa etmemesinin karara bağlandığını; davalının bu yükümlülüğünü ihlal ederek patent başvurusunda bulunduğunu;
davalının bu şekildeki eylemi ile müvekkiline ait buluşu gasp ettiğini, zira müvekkilinin davalıdan çok daha eski tarihte metod ve sistemin tescili amacıyla patent başvurusunda bulunduğunu, davalının patent başvurusunun ise müvekkilinin patent tescil bayşvurusundan ve gizlilik sözleşmesinden sonra olduğunu; davalının 2005/1699 sayılı patent başvurusunun 551 sayılı KHK' nin 5 ilâ10. maddelerinde yer alan patentlenebilirlik kriterlerini taşımadığı gibi, aynı KHK' nın 12. maddesi uyarınca müvekkilinin patent hakkının da gaspı niteliğinde olduğunu, davalının bu buluşu cepbank adı ile müşterilerine kullandırmakta olduğunu ileri sürerek,
davalının 2005/1699 sayılı patent başvurusunun 551 sayılı KHK' nin 11 ve 129. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, davacının müvekkili ile yaptığını iddia ettiği gizlilik sözleşmesinin okunmadan alındığını, bu hususun sözleşmede de belirtildiğini, bu nedenle müvekkilini bağlayamayacağını; davacı ile yapılan sözleşmelerden sonra davacıya geri dönülmemesinin nedeninin görüşme konusu bilgilerin müvekkili tarafından kullanılacak bir sistem olmamasından kaynaklandığını; müvekkilinin 2005/1699 sayılı patent başvurusunun konusu olan buluş ile davacı ile yaptıkları gizlilik sözleşmesine konu sistem ve metodun aynı olmadığını; tamamen farklı işlevlere sahip olduklarını;
davacının kendisine ait olduğunu bildirdiği ve PCT/TR01/00003 sayılı uluslararası patent başvurusuna da konu ettiği buluş ile müvekkilinin 2005/1699 sayılı patent başvurusunun konusu olan buluşta cep telefonu ve benzer unsurlar kullanılmasına karşın, tamamen farklı sorunları çözen ve istemleri birbirinden farklı sonuçları içerdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının 2005/1699 sayılı patent başvurusunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olup olmadığının tescilin gerçekleşmesinden önce dava konusu yapılamayacağı, patent başvurusunun konusu olan buluşun, davalının davacı ile aralarında imzalamış bulundukları, "davacı tarafından PCT/TR01/00003 nolu uluslararası patent başvurusuna da konu edilmiş olan" buluş ile patent tekniği itibariyle farklı bulunduğu, esasen davacının gizlilik sözleşmesine konu ettiği buluşunu PCT/TR01/00003 nolu uluslararası patent başvurusuna konu etmesi sebebiyle artık bir başkası tarafından gasp edilmesinin olanaklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5336, K. 2012/4757, 27 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama