KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5374 E., 2010/5094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2008 tarih ve 2007/967-2008/683 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı kooperatif tarafından satılan tarımsal aletlerin arızalı olması nedeni ile 2.700 YTL zarar ettiğini ve kar kaybına uğradığını ileri sürerek, sulama sistemi bedeline ilişkin olarak ödenmesi ihtar edilen 2.700 YTL fatura borcundan dolayı müvekkilinin borcunun olmadığının tespitine, olmadığı takdirde bu miktar zararın ve şimdilik 100 YTL kar kaybının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, damlama sulama sistemine ilişkin hatalı ve tüm boruların bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde değiştirildiğini, davacının tarlasında bir kurumanın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davalının davacıya satmış olduğu tarımsal aletlerin arızalı çıkması üzerine davalı tarafından kısa sürede yenisi ile değiştirildiği, mevcut sistemin ikinci kez kurulması üzerine arızanın hali hazırda bulunmadığı, davacının ayıplı mal nedeni ile uğramış olduğu zararı kanıtlayamadığı, zira zararın doğduğu anda usulüne uygun olarak yapılmış bir delil tespitin bulunmadığı, olay ve dava tarihi itibariyle bu durumun tespitine imkan bulunmadığı,
bu hususta tanık beyanlarının yeterli olamayacağı, fidelerin kurumasının davacının kusurundan ileri gelebileceği gibi iki tarafın elinde olmayan nedenlerde meydana gelebileceği, bu nedenle bu kalem zarar ve kar kaybına ilişkin tazminat istemlerinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin menfi tespit istemine ilişen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı taraf davada ayrıca tarımsal aletlerin arızalı çıkmasından kaynaklanan tazminat alacağının ve kar kaybının tahsili isteminde bulunmuş olup, mahkemece, talebin bu niteliğine göre bilirkişi incelemesi yapılması gereği ve zorunluğu gözardı edilmek sureti ile bu husustaki istemlerin de yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiştir. Oysa, davalı kooperatif tarafından davacı ortağına damlama sulama sisteminin satıldığı, satılan aletlerin arızalı çıkması nedeni ile davalı kooperatifçe değiştirildiği taraflar arasında çekişmesiz olduğu gibi bu değiştirme sürecinde davacı ortağın tarlasında ekili mahsullerinin bulunduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davalı tarafından davacı ortağa satılan tarımsal aletlerin ayıp ihbarından sonra davalı tarafından hangi süre içerisinde değiştirildiği kuşkuya yer bırakılmaksızın açıkça belirlenmek, değiştirilme süresi de nazara alınarak mevsim koşulları itibariyle ekili olduğu anlaşılan mahsullerin kısmen veya tamamen kuruyup kurumayacağı,
bu bağlamda davacının bundan doğan zararının bulunup bulunmadığı hususlarında bir ziraat mühendisi bilirkişiden iddia ve savunmayı yeterince karşılayan denetime elverişli rapor alınmak ve sonucuna göre gerektiğinde B.K.’nun 42 nci maddesi uyarınca mahkemece somut olayın özellikleri dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmek gerekirken, dayanağı dahi gösterilmeden teslimin kısa sürede yapıldığının kabulü ile birtakım varsayımlardan hareketle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5374, K. 2010/5094, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama