KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5574 E., 2010/5339 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çerkezköy Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.10.2007 tarih ve 2006/313-2007/505 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı şirkete verilen hizmete karşılık 23.08.2005 tarihli fatura kesildiğini, fatura miktarının 5.192,00 YTL olup, davalı şirketin borcun 3.000,00 YTL’sini ödediğini, kalan 2.192,00 YTL’yi ise ödemediğini, sözkonusu faturanın icra takibine konulduğunu ancak davalının borca itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, müvekkilinin davalı şirket için Çerkezköy’den Adana’ya eşya taşıdığını, davalının borcunu inkar ederek kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borç miktarının 3.000,00 YTL olup, bu miktarın müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu, müvekkilinin davacı taraf ile yaptığı anlaşmanın 3.000,00 YTL üzerinden olmasına rağmen davacının haksız olarak 2.192,00 YTL daha istediğini, takibe dayanak faturanın müvekkiline gönderilmediğini, müvekkilinin takibe itirazında haklı olup, kötü niyetinin olmadığını, bu nedenle tazminat isteminin yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının davacı tarafa borçlarının 3.000,00 YTL olduğu, faturaya hataen fazla miktar yazıldığı yönünde savunmada bulunduğu ancak daha sonraki celselerde davacı şirketten talep ettikleri tırlardan birinin yerine ulaşmaması nedeniyle 3.000,00 YTL avans haricinde geri kalan miktarı davacıya ödemedikleri hususuna dayandığı, davalının davaya cevap verdikten sonra savunmasını genişletmesinin ancak davalı tarafın muvafakatiyle mümkün olduğu, davacı tarafın savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği,
bu nedenle davalının bu savunmasının dikkate alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 2.192,00 YTL asıl alacak üzerinden % 40 oranında hesap edilen icra inkar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacı, davalı şirkete verdikleri taşıma hizmetinin karşılığı olarak düzenledikleri fatura bedelinden 3.000,00 YTL’sinin davalı tarafından ödendiğini, kalan 2.192,00 YTL’sinin ise ödenmediğini ileri sürerek,
bu miktarın tahsilini istemiştir.Davalı şirket, gerek takibe yaptığı itirazda gerekse davaya verdiği cevapta 3.000,00 YTL üzerinden anlaştıklarını, davacının hatalı fatura düzenlemesi sonucu fazladan miktarın yazılmış olduğunu savunmuş, yargılamanın ilerleyen aşamalarında ise davacının göndermiş olduğu tırlardan birinin malları teslim etmediğini, zarara uğradıklarını, davacıya karşı dava açtıklarını, bu nedenle kalan taşıma ücretinin ödenmediğini, davacıya karşı açtıkları tazminat davası ile bu dava arasında bağlantı olduğunu,
açtıkları davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini savunmuştur.Davacı taraf davalının sonradan ileri sürdüğü bu hususların savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup, buna muvafakat etmediklerini bildirmesi nedeniyle mahkemece davalının sonradan ileri sürdüğü hususlar ile açılan tazminat davasının bekletici mesele yapılması yönündeki talebinin dikkate alınmadığı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davalı, davaya verdiği cevapta ileri sürdüğü hususları sonradan değiştirerek, davaya konu borcu davacının edimini yerine getirmemesi nedeniyle ödemediğini savunmuştur.Davacı taraf savunmanın genişletilemeyeceğini belirterek yapılan savunmaya karşı koymuştur.HUMK’nun 202/2 nci maddesinde davalının cevap dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirdikten sonra onun muvafakati olmaksızın savunma nedenlerini genişletemeyeceği veya değiştiremeyeceği düzenlenmiştir.Davacı taraf anılan maddeye dayalı olarak davalının sonraki savunmasına karşı koymuş olup,
mahkemece de bu nedenle davalının sonraki savunması esas alınmadan dava sonuçlandırılmış ise de davalının sonradan ileri sürdüğü savunmasında belirttiği hususların sübuta ermesi halinde bu durum davacının davaya konu taşıma ücreti alacağının tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuracağından borcu ortadan kaldıran,
söndüren bir hususun yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olması karşısında mahkemece davalı tarafından davacıya karşı açılan tazminat davasına ilişkin dosyanın getirtilerek incelenmesi ve sonucuna göre davalının açtığı tazminat davasında verilecek kararın bu davanın sonucunu etkileyeceği kanaatine varılması halinde davalı tarafından açılmış bulunan tazminat davasının sonuçlanmasının beklenmesine karar verilmesi gerektiğinden bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5574, K. 2010/5339, 13 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama