KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/56 E., 2010/9862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 10.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.07.2009 tarih ve 2007/436 - 2009/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili , müvekkili ile dava dışı satıcı arasında İzmir İli, Bornova İlçesi, Osmangazi Mahallesi, 254 ada, 12 parselde kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin emlak komisyon sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince alıcı ve satıcının ayrı ayrı %3 komisyon ödeyeceğini ve yine aynı sözleşme gereğince sözleşmeden vazgeçen tarafında komisyoncuya ödenecek olan bedelin tamamını karşılaması gerektiğini, emlak komisyoncusu olan davacı aracılığı ile alıcı ile satıcının bir araya getirildiğini ancak tapu işlemleri gerçekleştirilmeden davalı alıcının vazgeçtiğini,
komisyon ücretinin ödenmemesi nedeni ile davacı tarafından İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/390 esas sayılı dosyası ile 5.000 TL komisyon alacağı ve 5.000 TL de cezai şart olmak üzere toplam 10.000 TL’nın tahsili için dava açıldığını, davanın kabul edildiğini ve gayrimenkul bedeli olan 1.100.000 TL nin %3’ü olan 33.000 TL ile cezai şart olarakta 11.000 TL olmak üzere toplam 44.000 TL’den taleple bağlı kalınarak 10.000 TL’nın emlak komisyoncusu davacıya ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek 34.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının komisyon sözleşmesi imzaladığını ancak davacının taşınmazın mevcut durumu ile ilgili tam bilgi vermediğini, yapılan araştırmada tapu kaydında hazine fazlalığı şerhinin bulunduğunun öğrenildiğini, bu nedenle taşınmazın alınmadığını, taşınmazın daha sonra 3. bir şahsa 650.000 TL’ye satıldığını, müvekkilinin taşınmazı 1.100.000 TL ye satın alacağını, müvekkilinin tapudaki bu şerhten haberi olsaydı böyle bir sözleşmeyi imzalamayacağını ya da bedelin 650.000 TL olması halinde taşınmazı almaya karar vereceğini, bu nedenlerle 1.100.000,00 TL üzerinden komisyon istenmesinin hakkaniyete uygun olmadığını,
ayrıca emlak komisyoncusunun komisyon ücretini hak edebilmesi için satış işleminin gerçekleşmiş olması gerektiğini, müvekkilinin hem kusursuz olması hem de kazanç elde etmemesi nedeniyle İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce belirlenen 44.000 TL gibi yüksek bir bedeli ödemesinin hayatın olağan akışına ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca komisyon ücreti olarak 15.000 TL'nin davacıya ödendiğini davacı tarafından istenilen 6.000 TL cezai şartın da haksız yere istendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça daha önce açılan kısmi davada, davacının komisyon sözleşmesi nedeni ile hak ettiği komisyon miktarı ile istenebilecek cezai şart miktarı belirlenmiş olup, kısmi davanın kabulüne ilişkin kararın kesinleştiği, işbu davada ise davacı tarafça kalan miktarların tahsilinin istenildiği, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/390 esas sayılı dosyasında kesinleşen komisyon alacağı miktarının 33.000 TL olduğu, bunun 5.000 TL’nın daha önce kabul edildiği, kalan komisyon alacağı miktarının 28.000 TL olduğu,
BK'nın 161/son maddesi de dikkate alınarak belirlenen 11.000 TL’lık cezai şartın da 5.000 TL’nın kabul edildiği, kalan cezai şart alacağının 6.000 TL olduğu, gerekçesiyle davanın kabulü ile 28.000 TL komisyon ücreti ve 6.000 TL cezai şart olmak üzere toplam 34.000 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/56, K. 2010/9862, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama