KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5629 E., 2011/16293 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2010 tarih ve 2009/747-2010/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile akdedilen ''protokol '' başlıklı sözleşme ve 24.06.2009 tarihli "Ltd. Şti.
Hisse Devri Sözleşmeleri" kapsamında dava dışı ...'ün davacı şirket nezdinde sahip olduğu %95 hissenin dava dışı ...'a devredildiğini, sözleşme bedeli olan 100.000,00TL'nin ödenmesi için davalıya herbiri 10.000 TL bedelli 10 adet senet verildiğini, devir sonrasında şirket müdürünün ... olduğunu, davalının bu sözleşmelerde ...'ün vekili sıfatıyla hareket ettiğini, davalının protokol hazırlanırken ön görüşmeler esnasında şirket tarafından işletilen çay bahçesinin tüm demirbaşlarının şirkete ait olduğunu, yıllık kirasının 4.200,00 TL olduğunu, işyerinin elektrik, su vb. borçlarının bulunmadığını beyan etmesine rağmen,
sözleşmenin imzalanmasından sonra işyerinin gerçek kirasının söylenenden daha yüksek olduğunun, işyerindeki demirbaşların şirkete ait olmadığının, işyerinin büyük miktarda elektrik ve su borcu bulunduğunun öğrenildiğini, sözleşme yapılmadan önce davalının gerçekleri sakladığını, devrin işletmeden kâr elde edileceği düşüncesiyle yapıldığını, devredilen şirketin ayıplı olduğunu belirterek 24.06.2009 tarihli "Ltd.Şti.
Hisse Devir Sözleşmesinin" ve tarihsiz olarak düzenlenen ''Protokol'' başlıklı sözleşmelerin feshini, davalıya verilen 30.07.2009, 30.08.2009 vade tarihli senetler dışında kalan 8 adet senet için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aktif husumeti haiz bulunmadığını davanın sözleşmeyi vekil sıfatıyla imzalayan davalıya değil dava dışı ...'e yöneltilmesi gerektiğini davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek husumet ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, husumet yöneltilen davalının dava konusu sözleşmelere dava dışı ...'e vekaleten imza koyduğu, dava dışı ...'un da sözleşmeleri gerçek kişi olarak ve şahsı adına imzaladığı, bu durumda, davacı şirketin aktif dava ehliyetinin, davalının ise pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle aktif ve pasif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5629, K. 2011/16293, 2 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama