KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5676 E., 2011/16731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2005/573 - 2008/561 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dış ticaret firması olduğunu, dava dışı Hokkan A.Ş. tarafından imalatı yapılıp müvekkili aracılığı ile ihraç edilecek ürünlerin gümrükleme ve nakliye işlemlerini yapması için davalı ile anlaştığını, 8 adet gümrük çıkış beyannamesinin davalı tarafından açılıp, tescillerinin müvekkili adına yapıldığını, imalatçı firmaya gelen davalının aracına bir kısım emtia sığmayınca, malların artan kısmının davalı firmaya ihraç edilmek üzere teslim edildiğini,
davalının sığmayan emtianın araca yüklenmesi yapılmış gibi özet beyanında gösterilmesi sonucu ikinci muayene sırasında tır karnesi ile yüklenen mal miktarı birbirini tutmaması nedeniyle gümrük idaresi tarafından müvekkiline para cezası kesildiğini, yapılan tüm itirazların reddedildiğini, davalının hatalı gümrük beyanname düzenlemesi nedeniyle ödediği 5.908.56 TL’nin ödeme tarihinden itibaren reeskont ve olay nedeniyle müvekkilinin itibarının zedelendiğini ileri sürerek 5000.00 TL manevi tazminatın dava tarihinden faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, komisyon kararının kanunlara aykırı olduğunu, davacının kanuna aykırı ödediği para cezasının müvekkilinden talep edemeyeceğini savunarak, davanın zamanaşımına uğradığından reddini ve dosyanın görevli Şişli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı nakliyecinin kusurlu davranışı sonucunda davacının yasal mevzuat gereği ve sadece eksiklik yapılan bölümle sınırlı olmak üzere yapılan değerlendirme sonucunda düzenlenen rapora bağlı olarak para cezası kesildiğini, davacının yasal haklarını kullanıp bu konuda itirazda bulanmasına rağmen bu itirazın reddedildiğini, ödemek zorunda kaldığı 5.908.56 TL’nın ödeme tarihinden reeskont faizi ile ve cezaya çarptırılan davacının ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle tarafların sosyal ve ekonomik durumları,
olayın mahiyeti ve tarafların eylem ve davranışlarına göre manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilerek 2000.00 TL Manevi tazminatın davalıdan tahsiline, zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili, olay nedeniyle müvekkilinin itibarının zedelendiğini ileri sürerek mahkemeden manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece cezaya çarptırılan davacının ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece ayrıntıları açıklanmadan davacı şirketin sadece hatalı gümrük beyannamesi düzenlenmesi nedeniyle cezaya çarptırılmasının davacının ticari itibarını zedelemesi nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği gerekçesiyle karar verilmiştir. Bir ticari şirketin sadece para cezasına çarptırılması ticari itibarın zedelendiğini göstermez ve bu nedenle manevi tazminat istenemez.
Bu durumda davacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçimi karşısında ticari itibarin zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat isteme koşulları da oluşmadığından, mahkemece, manevi tazminata ilişkin, talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5676, K. 2011/16731, 9 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama