KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5819 E., 2011/17325 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2009 tarih ve 2008/175-2009/235 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin farklı sınıflarda tescilli “RAKS” ibareli markaların sahibi olduğunu, 1982 yılından beri faaliyet gösteren müvekkilinin markasını tanınmış hale getirdiğini, 82/75325 nolu “Raks” markasının TPE tarafından 556 sayılı KHK’nun 7/i bendi gereğince tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davalı şirketin ise müvekkiline ait markanın aynısını çeşitli sınıflarda tescil ettirdiğini, 556 sayılı KHK’nun 7/1-b ve 8/1-b maddeleri gereğince davalının anılan ibareyi tescil ettirmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davalı adına tescil edilen “RAKS” markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, “Raks“ ibaresinin ilk olarak dava dışı bir şirket tarafından kullanıldığını, ayrıca aynı ibareyi taşıyan başka tescilli markaların da olduğunu, davacı markasının 9. sınıfın bir kısmını kapsadığını, davacı markasının hangi kriterlere göre tanınmış marka statüsüne alındığının belli olmadığını, davacının markasını 5 yıldır kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ticaret unvanının ayırt edici kısmının “RAKS” ibaresinden oluştuğu, 1982 yılından bu yana “RAKS” markasıyla üretim ve ticaret yaptığı, davacı markası ile davalının uyuşmazlığa konu markasının bire bir aynı olduğu, bu ibare üzerinde davacının öncelikli hakkının bulunduğu, gerek bilirkişi raporundan gerekse TPE nezdindeki tescilden davacı markasının tanınmış marka olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davalının davacıya ait markayı, bu marka ile benzer ve farklı sınıflarda tescil ettirmesinin davacı markasından istifade amacını ortaya koyduğu, ortalama tüketici nezdinde taraf markaları arasında idari veya ekonomik yönden irtibat bulunduğu düşüncesinin doğacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5819, K. 2011/17325, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama