KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5896 E., 2010/7727 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2008 gün ve 2006/183 - 2008/201 sayılı kararı bozan Daire’nin 28.01.2010 gün ve 2008/9535 - 2010/911 sayılı kararı aleyhinde davalı T. Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin nüfus cüzdanının kendisini ... olarak tanıtan bir kişi tarafından elde edilerek bu kişinin cüzdana kendi fotoğrafını yapıştırması sonucu nüfus cüzdanında sahtecilik yapıldığını, müvekkilinin nüfus bilgisiyle sahte ...’in davalı finans kurumundan çek defteri aldığını ve bu çeklerle piyasayı dolandırdığını, müvekkili hakkında yapılan icra takibi sonucunda taşınmazlarının haczedildiğini, hakkında tutuklama ve yakalama kararı bulunduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığı halde davalı finans kurumunun görevini ihmal etmesi sonucu çok sayıda icra takibine, ceza davasına,
yakalama ve tutuklama kararına muhatap olduğunu, mallarının haczedildiğini, itibarının sarsılarak kişilik haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000 YTL manevi ve 5.000 YTL maddi tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, HUMK’nun 9 ve 21 nci maddeleri uyarınca yetkili mahkemenin Gaziosmanpaşa/İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın haksız eyleme dayalı olarak açılması nedeniyle görevli mahkemelerin Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın yetki ve görev yönlerinden reddini istemiş, esasa ilişkin olarak da müvekkili bankanın herhangi bir haksız eylemi olmadığı gibi usulsüz bir işlem ve eyleminin de olmadığını, müvekkili bankanın gerekli özeni göstererek kendisine müracaat eden ve gerekli evrakı ibraz eden kişinin belgelerini incelediğini, sözkonusu şahsa çek karnelerinin peyderpey verildiğini, sahtekarlık işleminde müvekkili bankaya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat davasının davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılacağından ve banka aleyhine açılan dava ticaret mahkemesinde görüleceğinden davalının yerinde görülmeyen yetki ve görev itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilerek yapılan yargılama sonunda, davalı bankanın verdiği çek karneleri nedeniyle davacının mağduriyete uğradığı, hakkında icra takibi yapıldığı, taşınmazlarının haczedildiği, yakalama kararı çıkarıldığı, tüm bunların davacının sosyal konumuna, kişiliğine ve kişilik haklarına bir saldırı oluşturduğu,
bu eylemlerin asıl sorumlusunun sahte kimlik kullanan ve asıl kimliği tam olarak tespit edilemeyen ... isimli kişi olduğu, ancak gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın da hafif de olsa kusurunun bulunduğu, bilirkişi kurulunca bankaya izafe edilen % 60 oranındaki kusura somut olayın özellikleri nazara alındığında itibar edilmediği,
davacının kimliği tespit edilemeyen davalı ... yönünden davadan feragat ettiği, bu feragatin davacıya karşı olan sorumluluğunun yasal dayanağı ve kaynağı diğer davalı ...’ten farklı olan bu davalı ile aralarında müteselsil sorumluluk bulunmayan davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki dava ile maddi tazminat istemine ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminata ilişkin davanın ise kısmen kabulü ile takdiren 2.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınmasına,
fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı banka vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 28.01.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı T. Finans Katılım Bankası A.Ş. vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5896, K. 2010/7727, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama