KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/598 E., 2011/9299 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/07/2009 tarih ve 2008/178-2009/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “MİS+Şekil” markasının tescili için yaptığı başvurunun davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, redde dayanak yapılan “MİS” ibareli markalar ile müvekkilinin başvurusu arasında iltibas oluşmasının mümkün olmadığını, emtia sınıflarının da farklı olduğunu, müvekkiline ait olan ve ayırt edici özelliğe sahip olan tescilli “MİSBİS+Şekil” markasından türetile dava konusu markanın bu nedenle de tescilinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'nun 2008-M-2312 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun 30. sınıfın tüm alt gruplarında tescil edilmek istendiği, redde dayanak yapılan markaların her birinin 30. sınıfın bir veya birkaç alt grubunu kapsadığı, “MB MİS” markasının ise 30. sınıfın tüm alt gruplarını içerdiği, davacıya ait başvuru kapsamındaki emtianın tamamı ile redde dayanak markalar kapsamındaki emtialar arasında ayniyet olduğu, davacının başvurusuna konu “MİS+Şekil” markasının asli unsurunun “MİS” ibaresi olduğu,
redde dayanak markaların esaslı unsurlarının da “MİS” ibaresinden oluştuğu, esas unsurları aynı olan tescilli markalar ile davacı başvurusu arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğu, 556 sayılı KHK'nun 7/son maddesindeki değişiklik, davacı başvurusundan önce yapıldığından, davacının ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle başvurusunun tescil edilmesi yönündeki talebinin de dayanağının olmadığı, iptali istenen YİDK kararında marka mevzuatına aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/598, K. 2011/9299, 22 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama