KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5990 E., 2010/8103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2007 tarih ve 2007/434-2007/532 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2886 sayılı Yasa’ya istinaden açılan ihaleye katılarak 8 adet taşınmazı davalıdan aldığını, ihale bedelinin 465.640.445.000 TL olup 455.229.699.700 TL’nin ödendiğini, taşınmazların tapusunu davacıya devretmeyen davalının Hazine’ye ait olması nedeniyle veremeyeceğini bildirdiğini, taşınmazların rayiç bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, ihale şartnamesi ilan ve yazılarına göre davacının tescil talep etme hakkının doğmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 08.02.2007 gün ve 2006/9297 E, 2007/1484 K sayılı kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazların satışına esas İhale Genel Şartnamesinin 8. maddesinde belediyenin herhangi bir sebeple tapuları veremeyecek olması halinde, o güne kadar yatırılan paranın yasal faizi ile alıcıya iade edileceği belirtilmiş olduğundan, bu ibarede yer alan sözcüklerden ihale konusu taşınmazların bedelinin bir kısmının ödenmiş olması halinde dahi, herhangi bir sebeple tapuların verilemeyeceğinin anlaşılması halinde kısmen yatırılan paranın dahi, aynen dava konusu olayda olduğu gibi, faizi ila iade edileceği belirtildiğinden,
ayrıca davalının temerrüde düşürülmesi şartı aranmasına gerek olmadan, yatırılan paranın faizinden bahsedebilmek için de, ancak yatırma tarihinden itibaren işlemiş faizinin söz konusu olabileceği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 455.229,82 YTL asıl alacak, 433.669,28 YTL işlemiş faiz olarak devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, icra inkar ve kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekili, davalı taraftan olan alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davacı (alacaklı) vekili 28.10.2004 tarihli takip talebinde davaya konu taşınmazların takip tarihindeki rayiç değeri olan 930.264.000.000 TL’nın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili amacıyla icra takibinde bulunmuş, mahkemece 455.229,82 YTL asıl alacak ile 433.669,28 YTL işlemiş faiz üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiştir. İcra takip tarihi itibariyle taşınmazların rayiç değerini isteyen davacı taraf, takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunmamıştır. İtirazın iptali davalarında mahkemece icra dosyasındaki talep ile bağlı kalınması gerekirken, takip talebinde yazılı olmayan işlemiş faiz alacağının da tahsiline olanak verir şekilde icra takibinin devamına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5990, K. 2010/8103, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama