KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6058 E., 2011/17830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2009 tarih ve 2006/387-2009/800 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili aleyhine 47.389,45-YTL için icra takibi başlattığını, davalı şirketin müvekkil şirkete servis ve taşıma hizmeti verdiğini, servis ve taşıma hizmetine karşılık gelen bedelin müvekkili şirket tarafından ödenmiş olduğunu ve bu nedenle müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığını belirterek, takip nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin davacıdan 47.389,45-YTL alacağının bulunduğunu, bu alacağın davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle davacı aleyhine icra takibi başlattıklarını belirterek davasının reddini ve kötü niyetli itirazı sebebiyle %40’dan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının kendi ticari defterlerinde dahi davalıya borçlu göründüğü gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hükme esas alınan 13.3.2008 tarihli bilirkişi kök raporunun 2’nci sayfasındaki, “…davalı tarafın defterlerinde ise davacıya herhangi bir borcunun ve alacağının olmadığı görülmüştür.” ifadesi dışında davalı defterlerine ilişkin bir bilgi veya tespit yer almadığı gibi bilirkişi ek raporunda da davalı defterlerine ilişkin bir bilgi veya tespit bulunmamaktadır.
Ayrıca davacı tarafın defterinde gözüken alacak miktarı dışında bonoyla yapılan ödemeye ilişkin iddia bakımından davalı şirket yetkilisinin beyanı dikkate alınarak bu ödemenin borçtan indirilmesi gerekip gerekmediği de değerlendirilmemiştir.
Bu yönler ile davacı vekilinin diğer itirazları gözetildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi gerekli detaylı bilgilerden yoksun olması nedeniyle Yargıtay denetimine de elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli ve özellikle davacı vekilinin tüm itirazlarını karşılayacak şekilde yeniden bilirkişi raporu alınarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2. Dava 47.389,45-TL alacağın tahsili istemine ilişkin icra takibine karşı icra takibinde talep edilen miktarın tamamı (47.389,45-TL) üzerinden açılan menfi istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporlarında davacının borçlu olduğu miktar 22.571,35 TL olarak belirlenmiştir. Anılan bilirkişi raporlarının hükme esas alınması durumunda davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, gerekçesi belirtilmeden davanın tamamen reddine karar verilmesi mahkemenin kabul şekline göre de usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6058, K. 2011/17830, 29 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama