KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6119 E., 2010/7463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.12.2009 tarih ve 2008/151-2009/719 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.03.2003 tarihinde trenden inmek isterken geçirdiği kaza sonucu sağ el ve sağ gözünü kaybettiğini, zararın tazmini için açılan kısmi davanın Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/347 E sayılı dosyası ile görülerek karara bağlandığını, bakiye alacak açısından bu davayı açtıklarını ileri sürerek, 66.582,74 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline verilen kusur oranının çok yüksek olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu, yeniden kusur raporu alınıp işgöremezlik raporu da dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen kararın usul düzenlemesi nedeniyle kesinleştiği, kusur ve zarar miktarı açısından verilen hükmün Yargıtay denetiminden geçmediği göz önüne alınarak yanların kusur oranı ve tazminat miktarı konusundaki çekişmelerinin çözümü açısından kusura ilişkin rapor alındığı, TCDD’nın olayda %25 oranında kusurlu olduğunun saptandığı, kusur oranına göre tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunda da davacının zararının 48.790,24 TL olarak hesaplandığı, davacının kaza nedeniyle iş gücü kaybının %65,26 oranında olduğu,
davacının zararından davalının kusuru oranında sorumlu olacağı, daha evvel hüküm altına alınan 500,00 TL’lik tazminat miktarının da göz önüne alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 48.290,24 TL’nin olay tarihi olan 25.03.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ../..
2- Dava, tren kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen kararın usul düzenlemesi nedeniyle temyiz sınırının altında kaldığından kesinleştiği, kusur ve zarar miktarı açısından verilen hükmün Yargıtay denetiminden geçmediği göz önüne alınarak yanların kusur oranı ve tazminat miktarı konusundaki çekişmelerinin çözümü açısından kusura ilişkin rapor alındığı ve davalı ...’nın olayda %25 oranında kusurlu olduğunun saptandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce yapılan yargılama esnasında İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlilerinden alınan heyet raporunda taraflara %50’şer oranda kusur verilmiştir. Mahkemece, bu kusur durumuna göre oluşturulan hükmün Yargıtay denetiminden geçmediği gerekçesiyle ve haklı olarak yeniden rapor alınması yoluna gidilmiştir. Ancak, bu kez alınan raporda ve mahkemenin kabulündeki ihtimalde davalı ... %25 oranında kusurlu bulunmuştur.
Her iki rapor arasında kusur oranları bakımından çelişki oluşmuş olup bu çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Bu itibarla mahkemece, kusur durumu yönünden raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte yeni bir bilirkişi raporu alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6119, K. 2010/7463, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama