KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/616 E., 2010/2223 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Aydın Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- 1- SÜMERBANK A.Ş. (OYAKBANK A.Ş.
Karar Metni
695 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2008 gün ve 2006/636-2008/632 sayılı kararı bozan Daire’nin 15.09.2009 gün ve 2009/1119-2009/9441 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkilinin parasını davalı bankaya damadı olan dava dışı ...aracılığı ile yatırdığını ancak daha sonra zaman içinde damadı tarafından kandırılarak parasının tamamının damadı ve başka kişilere ödendiğini öğrendiğini, bu durumdan davalı bankanın sorumlu olduğunu, ileri sürerek asıl davasında (10.000,00) DM ile (100.000.000.-)TL alacağın, birleşen davada ise (50.305,73) DM alacağın vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili banka nezdinde davacı adına açılan ve işletilen bir hesap var ise de hesabı açtıran kişinin ...olduğunu, söz konusu hesapta kendi nam ve hesabına tasarrufta bulunan bu şahsın davacının damadı olup, davacının hiç sahip olmadığı bir parayı elde etmek veya sahip olduğu parayı ikinci kez tahsil etmek amacında olup iyiniyetli sayılamayacağını, belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, hesabı davacının açmadığını, banka kayıtlarında davacıya ait bir mevduat sözleşmesi bulunmadığı gibi davacının bu hesapta herhangi bir tasarrufuna da rastlanılmadığını, hesaba ...tarafından yatırılmış paraların yine bu şahıs tarafından çekildiğini, banka ile davacı arasında bir hukuki ilişki bulunduğundan söz edilemeyeceğini, davacının hesap kartonunda imzasının olmaması nedeniyle davadışı Derya tarafından açılan hesabın davacı adına olduğunun kabul edilemeyeceği, belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı banka nezdinde mudi olduğunu kanıtlayamadığı, işlemlerin dava dışı ...tarafından yürütüldüğü, davalı banka hakkındaki davanın atiye terk edildiği gerekçeleriyle, davalı TMSF bakımından ise davanın esastan reddine, davalı banka bakımından ise atiye terkine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine, Dairemizin 2005/1692 Esas, 2006/2119 Karar sayılı ilamıyla, davalı TMSF’na husumet yöneltilemeyeceğinden sonucu itibariyle doğru yerel mahkeme kararı anılan davalı bakımından onanmış, davalı banka yönünden ise davanın geri alınması koşulları bulunmadığından bozulmuştur. ../..
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden yapılan zamanaşımı def'inin 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden reddine, yargılama aşamasında davanın konusunu teşkil eden borç ve yükümlülüklerin ilgili mevzuat ve Fon Kurulu tarafından alınan karara istinaden TMSF tarafından üstlenildiği,
davacı adına açılmış olan 1188994 sayılı mevduat hesaptan müşterek hesap sözleşmesi olmadan yapılan 56.655,73 DM ve 1094486 nolu hesaptan imza bulunmayan tediye fişi ile yapılan 3650 DM'lik ödemelerden bankanın sorumlu olacağı gerekçesiyle, davacının asıl davasının DM alacağı yönünden kabulü ile 10.000 DM'nin 20.06.2000 tarihinden işletilecek faiziyle birlikte TMSF'ndan tahsiline, TL alacağı yönünden talebin reddine, birleşen davanın kabulü ile (50.305,73) DM'nin ise yine işleyecek faiziyle birlikte TMSF'ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İşbu kararın, davalı TMSF vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.09.2009 tarihli kararı ile, 1094486 nolu hesaba ilişkin olarak ulaşılan sonuç doğru görülerek davalı TMSF’nin bu hesaba ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddine, asıl ve birleşen dava bakımından 1188994 nolu hesaba ilişkin olarak ileri sürülen alacakla ilgili karara yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bu yönden davalı TMSF yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bu kez, davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle davalı TMSF vekilince 10.03.2008 tarih ve 688 nolu tahsilat makbuzuyla yatırıldığı anlaşılan 100.-TL tutarındaki bilirkişi ücretinin 10.06.2008 tarih ve 3267 nolu reddiyat makbuzu ile anılan davalıya iade edildiğinin belirgin olmasına karşın 10.06.2008 tarihli duruşmada verilen ara kararında sözü edilen ve davalı TMSF tarafından yatırılması öngörülen 400.-TL tutarındaki ek bilirkişi ücretine ilişkin dosyada bir tahsilat makbuzuna rastlanılmamış ise de, bu tutarın da talimat mahkemesince bilirkişilere ödenmiş olduğunun anlaşılmasına,
mahkemece bozmaya uyulması halinde, söz konusu meblağın davalı TMSF tarafından karşılanmış olması halinde makbuzunun ibraz ettirilerek, sonuca doğrudan etkili olmayan bu hususun mahkemece verilecek nihai kararda nazara alınacağının tabii olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/616, K. 2010/2223, 26 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama