KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6217 E., 2010/5547 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2005/623 - 2008/151 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, diğer ortaklara verildiği halde kura sonucu teslim edilen dairenin tapusunun davalı tarafından müvekkiline verilmediğini ileri sürerek, müvekkiline tahsis edilen dairenin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının eski yönetici olarak hakkında zimmetten dolayı ceza ve hukuk davalarının açılmış bulunduğunu, bu davalar nedeniyle davacıya tahsis edilen dairenin tapusunun verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 1163 sayılı yasa ve anasözleşmede ortak hakkında açılmış ceza ve hukuk davaları nedeniyle tahsis edilen dairenin tapusunun verilmeyeceğine ilişkin düzenlemenin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortağı olan davacıya tahsis edilen dairenin tapusunun kooperatif adına olan kaydın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı kooperatif tarafından ferdileşme işlemlerinin yapıldığı ve davacının aidat borcu olduğunun iddia ve ispat edilemediği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Kural olarak, ortaklıktan kaynaklanan borcun bulunmaması halinde tahsis edilen dairenin ortak adına tapuya kayıt ve tescili gerekli ve bunun gerçekleştirilmemesi süresiz olarak mümkün değil ise de, dava konusu olayda olduğu gibi eski yönetici olan davacı hakkında kooperatifi zarara uğrattığı iddiası ile açılan bir davanın mevcut bulunması karşısında kooperatif tarafından geçici bir süre için tapu devrinin engellenmesi hak ve menfaat kuralları gereğidir.
Zira, davacının kooperatifi zarara uğratmış olduğu iddiasının sabit olması halinde kooperatifin alacağını alamaması sözkonusu olabileceği gibi kooperatifin konut tapusunun 3. kişilere devrini önlemesinin hukuken bir başka yolu da mevcut değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı hakkında açılan sorumluluk davasının sonucu beklenerek buna göre tapu devrinin gerçekleştirilmemesinin haklı bir neden olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6217, K. 2010/5547, 18 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama