KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6222 E., 2010/6427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.10.2008 tarih ve 2006/297 - 2008/447 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin ortak olmanın tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen usulsüz tebligatlara dayalı olarak ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, müvekkilinin halen kooperatif üyesi olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihracının yasa ve anasözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 09.08.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katılan davacının üyelikten ihracı ile ilgili alınan karara itiraz etmediği, davanın 3 aylık süre geçtikten sonra 19.9.2006 tarihinde açılması karşısında ihraç kararının iptali ile üyeliğinin tespiti isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatif ortaklığının tespiti istemiyle açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
1163 sayılı Yasa’nın 16 ncı maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğin yapılmamasının veya usulsüz tebliğin müeyyidesi, ihraç edilen ortağın iptal davası açması için gerekli hak düşürücü sürenin başlamamasıdır.
Somut olayda, Tebligat Kanunu'na aykırı tebligatlara dayalı olarak müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığı iddia edilerek ortaklığın tespiti istenilmiş olup, davacı tarafça her ne kadar ortaklığın tespitine karar verilmesi istenmiş ise de taraflar arasındaki çekişme ihraç kararı dolayısıyla çıkmıştır. Esasen, davacı vekili de müvekkili hakkında verilen ihraç kararının geçersiz olduğunu belirterek ortaklığın tespitine karar verilmesini istemiştir.
Alınmış ihraç kararı mevcutken ortaklığın tespitine karar verilmesi isteminde hukuki yarar bulunmamakta olup, ilk genel kuruldan geçirilmek kaydıyla davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararı 12.12.2002 tarihinde alınmış, 09.08.2003 tarihli genel kurulda ihraç kararı gündeme alınarak yeniden görüşülmüş ve davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Bu bağlamada, ihraç kararı artık genel kurulun bir tasarrufu haline gelmiş olup, anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Mahkemece, davalı kooperatifçe davacının dahi katıldığı 09.08.2003 tarihli genel kurul kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması,eğer tebliğ edilmediği saptanır ise davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekir iken, süreye ilişkin yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş,kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6222, K. 2010/6427, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama