KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6331 E., 2010/6134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Antalya Asliye 6.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
758 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 6.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.06.2008 tarih ve 2005/384-2008/264 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkillerinin davalı kooperatif ortağı iken kooperatif anasözleşmesinin 5. maddesinin gerekçe gösterilerek ortaklıktan çıkarıldıklarını, kooperatifin bulunduğu Hisarçandır köyünün heyelan bölgesi içinde olup, köyün Bakanlar Kurulu kararıyla tabii afete maruz kalabilecek bölgelerden biri olarak tespit edildiğini, Antalya Valiliği’nin girişimi ve arsa ofisi aracılığı ile davaya konu arsaların tabii afet bölgesinde yaşayan yurttaşlara tahsisine karar verildiğini, daha sonra davalı kooperatifin kurularak faaliyete geçirildiğini,
müvekkillerinden her birinin bu arsaların edinilmesi karşılığı 100,00 TL ödemelerinin bulunduğunu, davalı kooperatifin arsaları dağıtmayarak uhdesinde tuttuğunu, ihraç halinde de ortağın katkıları ile edinilen aktifin ortağa isabet eden bölümünün ihraç edilen ortağa ödenmesinin gerektiği, hal böyle iken müvekkillerinin emek ve katkıları ile edinilen arsaların genel kurullarca belirlenen bedellerinden müvekkillerinin payına isabet eden parasal değerin ödenmemesinin kooperatif ve ihraç edilmeyen ortaklar bakımından haksız zenginleşme sonucunu doğurduğunu ileri sürerek,
Hisarçandır Köyü 3479 ada, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 parseller, 3483 Ada 7 parsel, 3476 ada 1 parselde kooperatif adına kayıtlı tapunun iptali ile müvekkilleri adına tesciline, bu talebin uygun görülmemesi halinde her bir müvekkili için 2.500,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil istemlerinin reddine, her bir davacı için arsaların alımıyla ilgili katkıları nedeniyle 2.500,00 TL ödenmesineilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce (1163 sayılı Yasa’nın 17 nci maddesi ile anasözleşme birlikte değerlendirilmek suretiyle davacıların davalı kooperatiften talep edebilecekleri miktarın belirlenmesinin gerektiği) gerekçesiyle bozulması sonrasında bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada,
davacıların dava konusu arsaların alımı için her birisinin 2.503,00 TL ödeme yaptıkları ve bu miktarın çıkma payı olarak davacılara ödenmesini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tapu iptal tescil istemlerinin reddi ile her bir davacı için 2.500,00 TL’nin davalıdan 16.08.2001 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatife ait olan arsaların değerinin kooperatiften ihraç edilen davacı ortaklara ödenmesi veya tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen ilk karar eksik inceleme gerekçesiyle Dairemizce bozulmuş ve uyuşmazlığın çözümü için tespit edilmesi gereken hususlar açıkça ortaya konmuştur. Yerel mahkemece bozma kararına uyulduğu belirtilerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın yeniden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu rapor hüküm vermek için gerekli hususları aydınlatmadığı gibi mahkeme gerekçesinde de yeterli açıklama yapılmamıştır.
Dairemizin bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalı kooperatife ait olan arsaların satışı halinde her bir ortağa isabet edeceği varsayılan miktarın kooperatiften tahsilinin gerektiği söylenemez. İhraç edilen ortakların ancak 1163 Sayılı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca kooperatiften talep haklarının bulunduğu değerlendirilmedir. Buna göre, devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir. Bilançonun kesinleşmesi ise, bilançonun genel kurulca kabulü ile olur ve alacak en erken bu tarihte muaccel hale gelir. Ayrıca çıkma payının hesaplanmasında ortağın katılması gereken genel giderlerin mahsubu gerekir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların kooperatife yaptıkları ödeme tutarının 2.503,00 TL olduğu belirtilmiş fakat bu tespit denetime imkan verecek şekilde delillendirilmediği gibi davacılar vekilinin dava dilekçesindeki beyanı olan “100,00 TL” ödeme yapıldığı iddiası ile de örtüşmemektedir.
Ayrıca, dava 1163 Sayılı Yasa’nın 17. Maddesi uyarınca açılmış bir çıkma payı alacağı davası olarak nitelendirildiği taktirde, ortakların ihraç tarihi olan 2000 yılına ait bilançonun 16.07.2001 tarihinde kabul edilmesi nedeniyle 16.08.2001 tarihinde muaccel olan davacıların çıkma payı alacağı için beş ay önce 09.03.2001 tarihinde açtıkları işbu davanın vakitsiz açılan bir dava olup olmadığı hususu da mahkemece değerlendirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, bozma ilamımızda belirtilen ve yukarıda tekrar açıklanan hususlarda gerekli ve yeterli araştırma yapılarak taraf delilerinin toplanması, dava dilekçesinin davacı tarafa açıklattırılarak çıkma payına ilişkin ayrı bir dava açılıp açılmadığı, işbu davadaki taleplerinin içinde çıkma payı istemlerinin de mevcut olup olmadığı da belirlenerek yukarıda ayrıntılı açıklanan hususlarda HUMK’nun 275 ve devamı maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6331, K. 2010/6134, 31 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama