KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7089 E., 2010/6737 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.04.2008 tarih ve 2006/687 - 2008/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında “Kontratlı İmalat Anlaşması Prensip Protokolü” ve “Kontratlı İmalat ve Analiz Sözleşmesi”nin imzalandığını, anılan protokol ile müvekkiline ait protokolde belirtilen ürünlerin ruhsatlarının sözleşme tarihinden itibaren 10 ay süreyle davalı tarafından kullanılmasının, davalı adına belirtilen sürede üretilmesinin ve satışının öngörüldüğünü, sözleşmede öngörülen sürenin dolmasına rağmen davalının müvekkiline ait sözleşme konusu ürünlerin ruhsatlarını iade etmediğini, üretim yeri değişikliği ile ambalaj tip değişikliği işlemlerini de yapmadığını,
bu şekilde davalının sözleşmeye aykırı davranarak yükümlülüklerini yerine getirmediğinden sözleşmede öngörülen tazminat miktarını müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 YTL miktarındaki tazminat bedelinin davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ürettiği sıhhi malzemenin endüstriyel tasarım niteliğinde olduğu, davaya bakmanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434 ncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Somut olayda davacı vekili tarafından anılan işlemler yapılmaksızın verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle sözleşme uyarınca davalının ödemekle yükümlü olduğu cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında akdedilmiş bulunan protokol ve sözleşmede davacıya ait ruhsatın ve bu ruhsatta belirtilen tıbbi ürünlerin protokolde belirlenen sürede davalı tarafından üretilmesi ve satılması kararlaştırılmış olup, protokol ve sözleşmeye konu tıbbi ürünler fikri eser olmayıp, bu ürünler hakkında alınmış marka, patent veya tasarım tescil belgeleri de bulunmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu hususlarla ilgili olmadığı,
fikri ve sınai hak ihlalinden kaynaklanmayıp, tamamen taraflar arasında düzenlenmiş bulunan fason üretim sözleşmesine dayandığının anlaşılmasına göre Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda davaya konu uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görevinde olması nedeniyle yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7089, K. 2010/6737, 10 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama