KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/717 E., 2011/8399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2009 tarih ve 2007/471-2009/555 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde 933340 sayılı hesabında 02/05/2006 tarihi itibarıyla 299.725.USD, 455.137.TL maliyetli 27/06/2006 vadeli hazine bonosu ve 25.843.TL maliyetli 8.076.LOT Vestel Beyaz eşya hisse senedi ile 23.359.TL nakit tasarrufunun bulunduğunu, bildirilen hesap ekstresine göre müvekkilinin olmayan EURO hesabından 1.2600 pariteden 100.000.EURO bozdurulup 126.000.USD satın alındığını, takiben 1.264 pariteden 126.430.USD bozdurulup 100.000 EURO'nun satın alındığını, akabinde 05/06/2006 tarihinde 300.000.USD'nin döviz hesabına yeniden yatırıldığını,
bu işlemlerin müvekkilinin bilgi ve rızası dışında gerçekleşmiş olduğunu, taraflarına verilen ekstrelerde alım satımlara yer verilmediğini, uğranılan zararın bankadan talep edilmesine rağmen bankanın bu talebi sonuçsuz bıraktığını, bu nedenle 09/06/2006 tarihinde tüm parasal menkul kaynakların HSBC bankasına aktarılmasının faks mesajı ile istendiğini, bankanın TL hesabından 1.522,51.TL'yi havale ettiğini ancak 21.836,51.TL parayı yasa dışı uhdesinde bıraktığını ve talebe rağmen ödenmediğini ileri sürerek 21.836,51.TL alacağın 09/06/2006 tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, teftiş raporuna göre davacının 02/05/2006 tarihi itibarıyla banka ekstresinde belirtildiği gibi banka ve yatırım hesabındaki tahvil ve hisse senedi alım-satım işlemlerinin müvekkili banka ve şubeye kar sağlamadığını, davacının zararının Devlet Tahvili alım-satımı zararından oluştuğunu, davacının dolarlarının yerine konmasını istediğinde paranın tahvilde olduğu, satıldığı taktirde zarara uğrayacağının hatırlatılmasına rağmen ısrar edildiği ve dolayısıyla satış için sözlü talimatı olduğunun banka çalışanlarınca ifade edildiği,
bono alım satımlarında müşteriden ayrıca talimat alınmadığını, davacının gerekirse dolarının bozulması konusundaki 25/04/2006 tarihli telefon kayıtlarının mevcut olduğunu, davacı tarafın kar ettiği işlemlerde sözlü talimatlarını yazılı talimata çevirirken, zarar ettiği işlemlerde yazılı talimat vermekten kaçındığını, Asya Katılım Bankasının halka arzedilen hisselerinden talepte bulunulan kadar hisse alınmasının her zaman mümkün olamayacağını, bunun taraflar arasındaki talep formunda da belirtilmiş olduğunu, bankanın kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 02/05/2006 ve 04/05/2006 günleri yapılan alım satımların davacının yazılı onayı olmadan yapıldığı, Asyab hisseleri alımı talep doğrultusunda fon satılarak yapılmışsa da fonun oluşumunun USD hesabının bozulması temeline dayandığı, 10/05/2006 - 11/05/2006 tarihlerinde davacı talimatı olmadan fon bozularak devlet tahvili alındığı, davalının 02/05/2006 -11/05/2006 tarihleri arası davacı hesabındaki menkul kıymet ve banka hesaplarında yapılan işlemlerin Asyab hisse alımı hariç davacının talimatı dışında yapıldığı, davalı bankanın talimat dışı devlet tahvili alınmasında özenli ve basiretli davranmadığı,
talimat dışı alınan devlet tahvillerinin bankaca satılarak aynı gün davacı hesabına USD olarak iade edildiği, ancak zararın satıştan dolayı 23.836,51.TL olduğu, talebin 21.836,71.TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne bu miktarın 10/07/2006 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranda reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/717, K. 2011/8399, 6 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama